İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/262 Karar: 2025/7739 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/262 K.2025/7739

10. Ceza Dairesi 2024/262 E. , 2025/7739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/182 E., 2016/1114 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 34. Asliye Cez

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/262 E. , 2025/7739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/182 E., 2016/1114 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 34. Asliye Cez

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/262 E. , 2025/7739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/182 E., 2016/1114 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 17.01.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.11.2023 tarihli ve 2023/12134 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/128472 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/128472 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamında, sanığın 29.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 21.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın 18.11.2015 tarihinde doğrudan mernis şerhli olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre mahalle muhtarına tebliğ edilen çağrı kağıdına rağmen ilgili müdürlüğe öngörülen sürede başvurmadığı gerekçesiyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılmasına karar verilmesini takiben sanığın çağrıya rağmen 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi nedeni denetimli serbestlik dosyasının kapatılması üzerine hakkındaki erteleme kararının denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle kaldırılarak açılan kamu davasında Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı yazısının, sanığın mernis adresi olan "İğciler Mahallesi iğciler Sokak No:23A/A Polatlı/Ankara" adresine normal tebligat yapılmadan, mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince 18/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda çağrı tebligatı usulsüz olduğu gibi, uyarı tebligatı da çıkartılmadan denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı, açıklanan nedenlerle, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar etmiş olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, bu nedenle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 29.03.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2015 tarihli ve 2015/83446 Soruşturma, 2015/2552 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 21.10.2015 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 23.10.2015 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.11.2015 tarihli 2015/18580 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 18.11.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 24.12.2015 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 09.01.2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararı kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2016 tarihli ve 2016/24388 Soruşturma, 2016/6261 Esas, 2016/5419 sayılı iddianamesi ile Ankara 34.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 34.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.12.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/1114 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1.maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı yazısının, sanığın "İğciler Mahallesi iğciler Sokak No:23A/A Polatlı/Ankara" adresine normal tebligat yapılmadan, MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince 18.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda çağrı tebligatı usulsüz olduğu gibi, uyarı tebligatı da çıkartılmadan denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı, kaldı ki, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar kesinleşmeden infaz işlemlerine başlanması halinde müdürlükçe yapılan işlemlerin hukuki sonuç da doğurmayacağı, açıklanan nedenlerle, kovuşturma şartı olan "ısrar şartı" gerçekleşmediğinden, CMK'nın 223/8.maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilerek infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Kanun yararına bozma istemi sırasında gelinen aşamada; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 21.10.2015 tarihinde sanığa usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının tebliği üzerine müdürlüğe başvurmaması üzerine uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 29.03.2015 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 06.11.2015 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak, a) Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, b) Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar şartının sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibarıyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 06.11.2015 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin birinci cümlesinde yer verilen "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği dikkate alınarak düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/1114 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla