Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/736 E. , 2025/6315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/278 E., 2020/396 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEB
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/736 E. , 2025/6315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/278 E., 2020/396 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43. ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.12.2023 tarihli ve 2023/27129 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2023/140016 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2023/140016 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Dosya kapsamına göre; Her ne kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/08/2017 tarihli ve 2017/110425 soruşturma, 2017/1641 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, denetim süresi içinde aynı neviden suç işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama neticesinde, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2020 tarihli kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında yer alan,“Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki, 8. fıkrasında, “Bu Kanunun; a)188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki ve 9. fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler ile; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklinde yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Sanığın evvelce 06/10/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve 2014/671 esas, 2015/210 sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24/03/2015 tarihinde kesinleştiği, Yine sanığın evvelce 25/12/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/07/2015 tarihli ve 2014/1048 esas, 2015/550 sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 07/09/2015 tarihinde kesinleştiği, Sanığın incelemeye konu 31/05/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/09/2015 tarihinde, İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin ise 24/03/2015 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlarının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle ihlâl olarak değerlendirilmesi gerektiği ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilemeyeceği cihetle, kamu davasının düşmesine karar verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre de; Sanığın, 05/01/2018 tarihli eyleminin, 31/05/2017 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/08/2017 tarihli ve 2017/110425 soruşturma, 2017/1641 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu, ayrı kovuşturma konusu yapılamayacağı, sanığın sadece 30/05/2017 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi yerine zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak fazla ceza tayin edilmesinde; İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 31.05.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2017 tarihli ve 2017/110425 Soruşturma, 2017/1641 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye 18.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 27.09.2017 tarihinde gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2017 tarihli ve 2017/110425 Soruşturma, 2017/36866 Esas, 2017/26135 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ve 2018/65 Esas, 2018/305 Karar sayılı kararı ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan tebligatların usulsüz olması nedeniyle kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına ve denetimli serbestlik işlemlerinin kaldığı yerden devamına karar verildiği, durma kararının 22.05.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, D. Durma kararı öncesinde, şüphelinin, erteleme süresi zarfında 14.09.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, bu eylemin ihlâl olduğundan bahisle verilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2017 tarihli yetkisizlik kararı sonrası bu kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2018 tarihli ve 2017/190796 Soruşturma, 2018/2056 Esas, 2018/1554 sayılı iddianamesi ile 31.05.2017 tarihli eylem yeniden iddianame konusu edilerek bu eylem nedeniyle verilen 01.08.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 14.09.2017 tarihli eylem ile ihlâl edildiğinden bahisle İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/278 Esas sayılı dosyası üzerinden mükerrer kamu davası açıldığı ve iddianame içeriğinde İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/65 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiği, E. Şüpheli hakkında, 05.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2018 tarihli ve 2018/102876 Soruşturma, 2018/48690 Esas, 2018/40137 sayılı birleştirme talepli iddianamesi ile açılan kamu davasının, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/631 Esas, 2018/831 Karar sayılı kararı ile İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/278 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, F. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.03.2020 tarihli ve 2018/278 Esas, 2020/396 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43. ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. Her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede, incelemeye konu 31.05.2017 tarihli eylemin, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2015 tarihinde, İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin ise 24.03.2015 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlarının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle ihlâl olarak değerlendirilmesi gerektiği ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilemeyeceğinden bahisle, kamu davasının düşmesine karar verilip ihbarda bulunulması gerektiği ve kabule göre de 05.01.2018 tarihli eyleminin, 31.05.2017 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.08.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu, ayrı kovuşturma konusu yapılamayacağı, sanığın sadece 31.05.2017 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi yerine zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu sebeplerle incelemeye konu kararın bozulması gerektiği belirtilmiş ise de, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, 1. Sanığın evvelce 06.10.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2015 tarihli ve 2014/671 Esas, 2015/210 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 24.03.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından sanığın denetim süresi içinde kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığı ve 23.09.2015 tarihli aynı nev'i suçu işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2016/37 Esas, 2018/20 Karar sayılı dosyası üzerinden verilen mahkûmiyet kararının 14.02.2018 tarihinde kesinleştiği, 23.09.2015 tarihli eylem nedeniyle takipsizlik kararı verilmiş olduğu, dolayısıyla incelemeye konu 31.05.2017 tarihli eylemin müstakil bir suç olup zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği, 2. Yine sanığın evvelce 25.12.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli ve 2014/1048 Esas, 2015/550 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 07.09.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/743 Esas, 2016/362 Karar sayılı dosyası üzerinden ısrar koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, yukarıda belirtilen ve takipsizlik kararı verilen 23.09.2015 tarihli eylemin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 07.09.2015 tarihinden sonra işlenen ilk eylem olması nedeniyle ihlâl olarak değerlendirilmesi gerektiği dolayısıyla incelemeye konu 31.05.2017 tarihli eylemin müstakil bir suç olup zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği, 3. İncelemeye konu 31.05.2017 tarihli eylem nedeniyle verilen 01.08.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, erteleme süresi içinde 14.09.2017 tarihli eylemi ile ihlâl edildiğinden bahisle kamu davası açıldığı ve sanığın 05.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle dosyasının birleştirildiği, dolayısıyla 05.01.2018 tarihli eylemin müstakil bir suç olup kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği, Anlaşıldığından kanun yararına bozma istemindeki gerekçe yerinde görülmemiştir. Ancak; Dosya kapsamına göre; İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ve 2018/65 Esas, 2018/305 Karar sayılı kararı ile verilen durma kararının gereği olarak, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi sonrasında ve erteleme süresi zarfında işlediği anlaşılan ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunun ihlâl oluşturduğunun anlaşılması halinde, sadece durma kararı verilen dosyaya bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerektiği, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, 14.09.2017 tarihli eylemin ihlâl sayıldığından bahisle düzenlenen 15.01.2018 tarihli iddianame ile İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/278 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan mükerrer kamu davası açıldığı ve kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede incelemeye konu 31.05.2017 tarihli eylem nedeniyle 13.07.2023 tarihinde takipsizlik kararı verildiği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/278 Esas sayılı dosyasının, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/65 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya söz konusu birleştirme önerisi "ihbar" kabul edilerek, 26.04.2018 tarihli durma kararına esas dava dosyası yeni esasa kaydedilerek devam edilmesine karar verilip, sanığın UYAP sisteminde görülen birden fazla kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan Mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde açık ve kapalı dosyalarının bulunduğu gözetilerek, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip dosya arasına konulması ve takipsizlik kararı ve zamanaşımı süreleri de dikkate alınarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, sanık hakkında usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunup bulunmadığı ve ihlâlin gerçekleşip gerçekleşmediğinin birleşen dosya üzerinden tartışılması, sanık hakkında yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekip gerekmediğinin belirlenerek, eylemlerin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç olup olmadığının tartışılması ve sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2018/278 Esas, 2020/396 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.