Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/8638 E. , 2025/1088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2276 E., 2024/1514 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön ince
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/8638 E. , 2025/1088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2276 E., 2024/1514 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 3. Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, 4. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşulunun bulunmadığına, 5. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına ilişkindir. III. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.01.2024 gün 2023/10-482 Esas, 2024/35 sayılı kararında da belirtildiği üzere satma eylemi kısa da olsa birbirini takip eden zamanlarda iki kez gerçekleşmesi nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, arama işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve delillerin hukuka uygun olarak toplandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi gereğince 1/3 oranında artırım yapıldığı, gerekçeli kararda ise 1/4 oranında artırım yapıldığı belirtilerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye Dr. .... ile üye ....'un değişik gerekçesiyle ve oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Sayın çoğunluk ile aramızda uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunun sübutu ile fiilin vasıflandırılmasında bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin olarak uyuşmazlık bulunmaktadır. Bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde yazılı zincirleme suç hükümlerinden kısaca bahsetmekte fayda olacaktır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar ve 22.04.2014 tarihli ve 2013/397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararlarında da tartışıldığı üzere, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; A) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, B) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, C) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Bu unsurlara da ayrıntılı bir biçimde bakmak gerekmektedir; A) Aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi unsurunda; aynı suçtan ne anlaşılması gerektiği konusunda uygulamada ve öğretide bir sorun bulunmamaktadır. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde de "Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır" denilerek bu husus açıklığa kavuşturulmuştur. TCK'nın 43. maddesinde yer alan "değişik zamanlarda" ifadesinden de suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aynı anda veya çok kısa aralıkta işlenen eylemlerin aynı zamanda işlendiği kabul edilmelidir. Suçun işlenme zamanları arasında az veya çok bir zaman aralığı bulunması gerekir. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura karşı aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul görmektedir. Bu durumda, yani aynı mağdura karşı aynı suçun aynı zamanda işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmayacak, temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61. maddesinde yazılı ölçütler gözetilecektir. B) İşlenen suçların mağdurlarının aynı olması hususuna gelince, mağdur kavramı üzerinde durulmalıdır. Ceza hukukunda mağdur kavramından suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerin kastedildiği açıktır. Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları TCK'da açıkça tanımlanmamış olup her iki kavram her zaman aynı şeyi ifade etmemektedir. Bazı suçlarda suçun mağduru belirli bir gerçek kişi olabileceği gibi bazı suçlarda da toplumu oluşturan herkes olabilecektir. Mağdurun belirlenmesinde kanun maddesinde açıklık yok ise hükmün konuluş amacı ile suçun düzenlendiği yer birlikte değerlendirilmelidir. C) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi; Konu Ceza Genel Kurulunun birçok kararında olduğu gibi 15.03.2016 tarihli ve 847-218 sayılı kararında tartışılmış, özetle şu hususlara işaret edilmiştir. "Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında 'aynı suç işleme kararı' kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir." denilerek suç işleme kararından ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Diğer taraftan TCK’nın 43/2. maddesinde yazılı aynı neviden fikri içtimadan söz edilebilmesi için; 1- Hareket ya da fiilin hukuksal anlamda tek olması, 2- Birden fazla suçun işlenmiş olması, 3- İşlenen birden fazla suçun "aynı suç" olması, 4- Bu suçların mağdurlarının farklı olması gerekmektedir. Bu dört şart birlikte gerçekleştiğinde, faile tek ceza verilecek, ancak bu ceza artırılacaktır. Zincirleme suç hükümleri hususuna değindikten sonra TCK'nın 188. maddesinde yazılı uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunda korunan hukuki yarar ve suçun mağduru kavramlarına değinmek gerekecektir. TCK'nın 188. maddesinde yazılı "uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu" TCK'nın "Özel Hükümler" başlıklı ikinci kitabının "Topluma Karşı Suçlar Başlıklı" üçüncü kısmının "Kamunun Sağlığına Karşı" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Bu suçun düzenlendiği yer itibarıyla suçla korunan hukuki yararın "Kamunun Sağlığı" olduğu açıktır. Bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin her biri olduğunda da şüphe bulunmamaktadır. Genel olarak uyuşturucu maddenin verildiği kişinin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" veya "uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun" sanığı olduğu da gözetildiğinde, bu kişinin suçun mağduru olmayacağı da açıktır. Dolayısıyla uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu topluma karşı işlenmekte ve mağduru da toplum olmaktadır. Bu açıklamalardan sonra somut olayımızı inceleyecek olursak; Olay tutanağı içeriği, tanık anlatımları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'ın olay günü tanıklar ...,...,...,ve ,...’a ayrı ayrı zamanlarda uyuşturucu madde sattığı hususunda şüphe bulunmakta, sanığın söz konusu satış eylemlerini değişik zamanlarda yaptığı yönünde bir netlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, sanığın söz konusu eylemlerinin bir bütün halinde tek suç oluşturduğu, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmadan temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61. maddesinde yazılı ölçütlerin gözetilmesi gerektiği halde, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilen cezanın TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca artırılması usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın bu yönden değişik gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesindeyiz. 04.02.2025