İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/8949 Karar: 2026/1380 Tarih: 2026

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/8949 K.2026/1380

10. Ceza Dairesi 2024/8949 E. , 2026/1380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/293 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması B

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/8949 E. , 2026/1380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/293 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması B

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/8949 E. , 2026/1380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/293 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 09.09.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.10.2024 tarihli ve 2024/2358 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108191 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108191 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2016 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli mahiyetinde olmayan ihbarlar uyarınca verilen hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2018 tarihli ve 2018/791 esas, 2018/1046 sayılı kararı ile Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli ve 2021/230 esas, 2021/294 sayılı kararlarının yok hükmünde olacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği nazara alındığında; Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2015 tarihli ve 2015/1396 soruşturma, 2015/100 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararında ''şüpheli'' yerine ''suçtan zarar gören''in karara karşı itiraz hakkının bulunduğu belirtilerek şüphelinin yanıltıldığı gibi kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye de rastlanmadığı ve bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle; kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, bu Kanun yürürlüğe girmeden önce işlenen suçlarda, kovuşturma aşamasına geçilmiş ise artık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği için zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği nazara alındığında; sanığın 26/03/2015 tarihli eylemi nedeniyle öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve yükümlülüklere uymamakta ısrarcı olunduğundan bahisle de kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde; İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 26.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2015 tarihli ve 2015/1396 Soruşturma, 2015/100 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun suçtan zarar gören yönünden açık olduğunun belirtildiği, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin yapılan tebligatlara rağmen Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2016 tarihli ve 2015/1396 Soruşturma, 2016/376 Esas, 2016/321 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Bingöl 2.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.06.2016 tarihli ve 2016/293 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli mahiyetinde olmayan ihbarlar uyarınca verilen hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/791 Esas, 2018/1046 Karar sayılı kararı ile Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2021 tarihli ve 2021/230 Esas, 2021/294 Karar sayılı kararlarının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, erteleme kararında, '"şüpheli'' yerine ''suçtan zarar gören''in karara karşı itiraz hakkının bulunduğu belirtilerek şüphelinin yanıltıldığı, kanun yolu bildiriminin usulsüz olması nedeniyle şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda Müdürlükçe yapılan işlemler hukuki sonuç doğurmayacağından TCK'nın 191/4.maddesinde yer alan dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından; Mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.10.2023 tarihli ve 2023/... Soruşturma, 2023/110 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları verildiği ve incelemeye konu suç tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61.maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. Kabule göre de, 28.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85.maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, bu Kanun yürürlüğe girmeden önce işlenen suçlarda, kovuşturma aşamasına geçilmiş ise artık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği için zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği dikkate alındığında; sanığın 26.03.2015 tarihli eylemi nedeniyle öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi de Kanun'a aykırıdır. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bingöl 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/293 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla