Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/8946 E. , 2026/1379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/97 Değişik iş SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR: Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yöneli
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/8946 E. , 2026/1379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/97 Değişik iş SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR: Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/165 Esas, 2022/501 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.10.2024 tarihli ve 2024/18926 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108181 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108181 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, inceleme dışı İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2022 tarihli ve 2022/554 esas, 2022/476 sayılı dosyasında sanık hakkında aynı nev'i suç nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, dosyasındaki suç tarihinin 13/01/2022, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/07/2022 olduğu, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 09/02/2024 tarihli ve 2022/3603 esas, 2024/226 sayılı kararı ile bozulmasını müteakip dosyanın halen derdest olduğu, sanığın aynı nev’i suçtan mahkûmiyetine ilişkin incelemeye konu Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2022 tarihli ve 2022/165 esas, 2022/501 karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 27/04/2022, iddianame düzenleme tarihinin ise 12/08/2022 olduğu, her iki suçun da 01/07/2022 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, her iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanunun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/165 Esas ve 2022/501 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında, 27.04.2022 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2022 tarihli ve 2022/48509 Soruşturma, 2022/27192 Esas, 2022/5217 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/165 Esas, 2022/501 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 191/8. maddesi ve CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının karara itiraz ettiği, 3. İtirazı inceleyen mercii Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.01.2023 tarihli ve 2023/97 değişik iş sayılı kararı ile "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/554 Esas, 2022/476 Karar saylı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 13.01.2022 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2022 tarihli ve 2022/114221 Soruşturma, 2022/31069 Esas, 2022/19849 sayılı iddianamesi ile İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesine, TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/554 Esas, 2022/476 Karar sayılı kararı ile sanığın, TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin 09.02.2024 tarihli ve 2022/3603 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, 4. Bozmadan sonra, davanın Bakırköy 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/135 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu, Anlaşılmıştır. C. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023 - 7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibarıyla da usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında dosyalar kapsamına göre; Sanık hakkında 10.04.2017 tarihli eylem nedeniyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/165 Esas, 2022/501 Karar sayılı kararı ile, TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde öncelikle, TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya TCK'nın 191/8. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri" ve "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek; 1. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" veya 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, 2. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" yoksa 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" verilmesi, 3. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmadan ve sanık hakkında 09.09.2014 tarihli aynı nev'i eylemi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, takiben ihlâl nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda verilen İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/542 esas, 2023/667 Karar sayılı mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinde olduğu gözetilmeden eksik araştırma ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi Kanun'a aykırı olduğu gibi, Dosya kapsamına göre, inceleme dışı İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/554 Esas, 2022/476 Karar sayılı mahkûmiyet kararına konu suç tarihinin 13.01.2022, iddianame düzenleme tarihinin ise 01.07.2022 olduğu, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2024 tarihli ve 2022/3603 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı ile bozulmasını takiben davanın 2024/135 Esas sayılı dosya ile derdest olduğu, sanığın aynı nev’i suçtan mahkûmiyetine ilişkin incelemeye konu Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/165 Esas ve 2022/501 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 27.04.2022, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.08.2022 olduğu, her iki suçun da 01.07.2022 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği, her iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak davaların birleştirilmesine karar verilmesi, eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiğinin anlaşılması halinde 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, Açıklanan nedenlerle, mercii Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince, "itirazın kabulü" yerine "itirazın reddine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi ilave gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 2023/97 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.