Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/9004 E. , 2026/2275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 24.09.2024 SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: 1. İstinaf başvurusunun esastan reddi (Sanık ... hakkında) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret, düzeltilerek esastan ret Sanıklar hakkında kurulan hükümler
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/9004 E. , 2026/2275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 24.09.2024 SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: 1. İstinaf başvurusunun esastan reddi (Sanık ... hakkında) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret, düzeltilerek esastan ret Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanık ...'in değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusuna ilişkin olarak duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; 1. Sanık ... yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, 2. Sanık ...'in eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturacağına, B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Yeterli delil bulunmadığına, 3. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olarak karar verildiğine, 4. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 5. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, İlişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz itirazlarının İncelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, delillerin hukuka uygun olarak toplandığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Sanığa verilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine ve taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesine aykırı davranıldığı değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. B. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İsteklerinin Suç Vasfına Yönelik Olmadığı Anlaşılmakla Temyiz Taleplerinin Reddiyle, Cumhuriyet Savcısının Sanık ... Yönünden Kurulan Hükme Yönelik Suç Vasfına İlişkin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde; 1. 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB) ise, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2-3. maddeleri doğrultusunda verilen KDAE kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. UYAP sorgulamasında, daha önce işlediği inceleme dışı 06.07.2017 tarihli suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılması üzerine açılan kamu davasında sanık hakkında Bursa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/1056 Esas, 2019/75 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43... . maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun olarak kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçlar tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceğinden ve usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı yok ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda HAGB kararı verilebileceğinden, inceleme dışı 06.07.2017 tarihli eyleme ilişkin Bursa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2025 tarihli ve 06.02.2019 tarihli ve 2018/1056 Esas, 2019/75 Karar sayılı dosyasının aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür. 2. UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında; 20.02.2021 tarihinde işlediği iddia edilen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu nedeniyle 27.04.2021 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında, Bursa 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2021/376 Esas, 2021/940 sayılı kararı ile TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği ve hükmün kesinleştiği, temyize konu dosya yönünden ise sanık hakkında, 12.03.2021 tarihli eylemi nedeniyle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan 16.03.2021 tarihinde iddianame düzenlendiği, iki suç arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla; söz konusu dosyanın aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına konulması ve tüm delillerin değerlendirilerek her iki suçun “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi; zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Sanık ... Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hüküm fıkrasının sanıklara verilen adli para cezalarının taksitlendirilmesine ilişkin kısmına “....tahsil edileceğinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde karar verildi.