KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2008/19673 E., 2010/5917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
.......
Davacı Kurum, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarını 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, artışların istenemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının,
yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında artık ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerektiği gibi,diğer taraftan kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması, şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, bu durumda artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine imkan bulunmamaktadır.
İnceleme konusu dava yönünden; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgulara göre, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe düşen sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin (7,98 TL + 9,98 TL SYZ =17,96 TL) açıklanan ilkeler doğrultusunda %10’luk bölümünün ilk rücu davasında hüküm altına alındığı, işbu davada ise ancak kalan %60 kusur farkını oluşturan 10,78 TL gelir ile; yine ilk rücu davasından kalan %60 kusur farkına ilişkin 0,46 TL tedavi gideri ve 124,80 TL geçici iş göremezlik ödemesine hükmedilmesi, artışlara yönelik istemin ise tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, istemin tamamen artışlara dayandığından bahisle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
.....
Anılan aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olan davada, anılan iptal hükmünden kaynaklanan red nedeniyle, tarafların sorumluluğu bulunmadığı için davacı Kurum’un davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip anılan sebeple reddedilen kısım nedeniyle vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmesi olanağının da bulunmadığı yönü gözetilerek karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
.......
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2008/19673, K. 2010/5917, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama