KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2008/6331 E., 2009/15334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- —
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Davacı, meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Mahkemece, dava dilekçesindeki talebin sigortalıya bağlanan gelirlerdeki artışlara ilişkin olup, ilk peşin değerin, ilk rücu davasında hüküm altına alındığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ilk rücu davasına konu edilen rakamın masraf ve ödemelere ilişkin olup gelirlere ilişkin olmadığı dolayısı ile mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. Maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş olup, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gereklidir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, meslek hastalığı sonucu sigortalıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin açıklanan ilkeler doğrultusunda tazminine olanak bulunan kısmının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Kabule göre de;vekillikten çekilmiş olan davalı vekilinin adının karar başlığında yer alması isabetsizdir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2008/6331, K. 2009/15334, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama