KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/10559 E., 2012/25668 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 101-365
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı belediyede 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında kısmi zamanlı avukat olarak çalışan sigortalının 2005 ve 2006 yıllarındaki çalışmaları nedeniyle Kurum tarafından re'sen prim ve gecikme zammı ile idari para cezası tahakkuk ettirilmiş olup, söz konusu borçların ödenmemesi nedeniyle, belediye aleyhine icrai takip yapıldığı ve dava konusu 4 adet ödeme emrinin gönderildiği, dava açıldıktan sonra davacı vekili ödeme emirlerine konu borcu itirazi kayıtla ödediklerini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı belediyede kısmi zamanlı sözleşme ile çalışan avukatın çalışmalarının hizmet akdi niteliğinde olmadığı, vekalet akdi niteliğinde olduğu, vekalet akdi ile çalışan avukatın çalışmaları nedeniyle davacı belediyenin prim ödeme yükümlülüğü bulunmadığı kabul edilerek ve bu nedenle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş ise de, bu karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Öncelikle dava konusu 05.03.2007 tarih ve 14340 sayılı ödeme emrinin konusunun 2004/12. 2005/1-12. 2006/1-5. aylara ait olan idari para cezalarının tahsili olduğu anlaşılmaktadır.
İdari para cezasının iptali için Malatya İdare Mahkemesi'nde dava açıldığı, bu dava sonucunda verilen kararın temyizen Danıştay 10. Dairesi tarafından incelendiği ve 05.12.2008 tarih ve 2008/6613 sayılı yürütmeyi durdurma karar verildiği daha sonra esasa ilişkin ne gibi bir kararın verildiğinin belirsiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, takibe konu edilen idari para cezasına ilişkin olarak açılan idari davanın sonuçlanması beklenip; kesinleşen idari para cezası miktarının tespitiyle, bu miktara ilişkin ödeme emri yönünden, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayalı inceleme yapılmalıdır.
Yani, idari para cezasının kesinleşmiş Kurum alacağına dönüştükten sonra takibe konu edildiğinin belirlenmesi halinde; 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı üzere, “böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı konularıyla sınırlı incelemeyle sonuca varılması gereği gözetilmelidir.
Öte yandan, davacı belediyede çalışan avukatın yaşlılık aylığı alırken, aynı zamanda Belediyede çalışması nedeniyle yaşlılık aylığının kesildiği ve belediyedeki çalışmaları da gözetilerek, bu çalışmaların sona erdiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlandığı bildirilmiş olup, aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali için açılan dava sonunda verilen bozmaya ilişkin Dairemiz kararına direnilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 27.05.2009 tarih ve 2009/21-168 Esas ve 2009/218 Karar sayılı kararı ile belediyelerin Belediye Kanunu hükümlerine göre vekalet akdi ile serbest avukat çalıştıramayacakları ve ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olduğu açıkça belirlenmiş bulunmaktadır.
Kaldı ki, Belediye Kanunu'nun 49. maddesi hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Yasa'nın 4/b maddesi kapsamında sözleşmeli çalışanlar hakkındaki hükümlerin uygulanacağına atıf yapmakta olup, konuyu düzenleyen 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve Belediye Kanunu ile ilgili düzenleyici işlem yapma yetkisi bulunan İçişleri Bakanlığı'nın bu konuya ilişkin olarak çıkardığı 31.10.2005 tarih ve 11493 sayılı tebliği ile belediyelerde kısmi zamanlı avukat olarak çalışanların 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmaları gerektiği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, idari dava sonucunun kesinleşmesi bekletici mesele yapılması gerekirken, prim borç ve gecikme zammına konu ödeme emirleri yönünden ise, ödeme iddiası üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazıl şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/10559, K. 2012/25668, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama