KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/15580 E., 2012/5683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadak kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle meydana geler Kurum zararının ilk rücu davasında hükmolunan miktar düşüldükten sonra bakiye kalan kısmının davalılardan 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca teselsülen tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Kanunun 26/1. maddesindeki "....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere..." bölümünün, Anayasa Mahkemesince, 23.11.2006 tarih ve... sayılı karan ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, "halefiyete" değil, "kanundan doğan basit rücu hakkına" dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağınm, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına,
öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet, ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına göre, gelirden çıkma halinde ise, fiili ödeme miktarı ile ilk peşin değer arasında düşük olan miktarın bakiye kusur karşılığına hükmetmek gerekirken,
eldeki davada hak sahibi babanın ölümü nedeniyle fiili ödeme miktarı daha yüksek olması nedeniyle düşük olan ilk peşin değerin kusur karşılığına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde bakiye rücu alacağından fazlasına hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Ne var ki, bu aykırılığın düzeltilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/15580, K. 2012/5683, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama