KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/16203 E., 2012/7661 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 776-673
Karar Metni
769 kelime·4 dk okuma
Dava, malullük aylığını iptal eden Kurum işleminin iptaline, yersiz ödemeden dolayı Kuruma borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, muris eşi ...'un Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve eşinin malullük aylığı almakta iken 30.01.2007 tarihinde vefat ettiği, davalı Kurum tarafından 10.12.2003 tarihinde eşinin maluliyet halinin devam edip etmediği hususunda kontrol muayenesi yaptırmadığı gerekçesiyle 10.12.2003-30.01.2007 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların davacıdan tahsilinin istenildiği, söz konusu borçtan sorumlu olmadığı ve Kurum işleminin iptaline karar verilmesinin istediği görülmüştür.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; bu sonuç eksik incelemeye dayalıdır.
Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Yasanın 32 ve 33. maddeleridir.
Söz konusu yasal düzenleme incelendiğinde; "Kontrol Muayenesi :Madde 32 - (Değişik: 3396 - 20.06.1987) Kurum, malüllük aylığı bağlanan sigortalıları ve çalışamayacak durumda malül çocukları, (Değişik ibare: 4447 - 25.08.1999) ”kadın ise 58, erkek ise 60” yaşını dolduruncaya kadar kontrol muayenesine tabi tutabilir. Kabul edilir bir özürü olmadığı halde, kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihi takip eden aybaşına kadar yaptırmayanların aylıklarının ödenmesi, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki aybaşından başlanarak durdurulur.Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten başlayarak, üç ay içinde yaptıran ve malûllük halinin devam ettiği tespit edilenlerin aylıkları, ödemenin durdurulduğu tarih itibariyle tekrar başlatılır.
Kontrol muayenesini, Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve malûllük halinin devam ettiği tespit edilenlerin durdurulan aylıkları, rapor tarihini takip eden aybaşından başlanarak ödenir.
Malûllük Aylığının Kesilmesi:Madde 33 - (Değişik: 2229 - 19.4.1979) Yapılan kontrol muayenesi sonucu malûllük halinin kalktığı anlaşılması halinde, malûllük aylığı kesilir." hükümlerine yer verildiği görülmektedir.
Davalı Kurumca, davacının eşi ...'a 1479 sayılı Yasanın m. 28-31'nci hükümlerine göre 08.06.2000 tarih ve 1587 sayılı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulu Kararı ile maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin kararlaştırıldığını, aynı karar ile davacı eşi sigortalının karardan iki yıl sonra 10.12.2003 tarihinde kontrole tabi tutulduğunu, dosyasının incelenmesinde süresinde kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden, davacının Kurum alacağından sorumlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Somut olayda; davacıya 08.06.2000 tarihinden itibaren böbrek yetmezliği nedenine dayalı olarak maluliyet aylığı bağlandığı, bağlanan aylığın 10.12.2003 tarihli kontrol kaydının süresinde yapılmaması nedeniyle Kurum tarafından sigortalının 10.12.2003-30.01.2007 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların davacıdan tahsilinin istenildiği, mahkemece, davacının ... eşi ...'un kanuni mirasçısı olduğu, mirasın reddedilmediği, davacının mirasçı eş olarak sorumluluğunun devam ettiği ve davalı kurum tarafından yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Kronik böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarının kalıcı olarak kaybıdır. Bu hastalık hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve normal yaşam süresi beklentisini önemli derecede azaltmaktadır. Kronik böbrek yetmezliğinin tedavisinde uygulanan yöntemler hemodiyaliz (kan diyalizi), periton diyalizi (karın diyalizi) ve böbrek naklidir.
Periton diyalizi ve böbrek nakli bazı gelişmelere rağmen hala hastaların az bir kısmında uygulanabilmektedir. Böbrek nakli genç hastalarda üstün tedavi yöntemi olmasına rağmen verici sıkıntısı bu tedavi şeklinin uygulanmasını kısıtlamaktadır. Günümüzde ülkemizde kronik böbrek yetmezliği hastalarının %70 inde uygulanan tedavi yöntemi hemodiyalizdir. %30 hastada ise periton diyalizi ve böbrek nakli uygulanan tedavi yöntemidir.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Nefroloji Bilim Dalı Başkanlığı tarafından verilen 10.12.2001 tarihli heyet raporu incelendiğinde, sigortalı ...'un, önce 3 yıl boyunca haftada 3 kez hemodiyaliz tedavisi gördüğü ve sonrasında da periton diyaliz kateteri takılarak tedaviye devam edildiği, hastaya ait bulgular değerlendirildiğinde, hastanın ETY KBY grade III olduğu ve böbrek fonksiyonlarının %92 'sini kaybettiğinin bildirildiği görülmüştür.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında ,mahkemece yapılması gereken iş davacı mütevveffa eşinin, böbrek fonksiyonlarının %92 'sini kaybettiği, diyaliz tedavisine başlanılmış olup, tıp otoriteleri tarafından açıklandığı üzere, bu şartlardaki hastanın diyaliz tedavisi veya böbrek nakli yapılmadan yaşamını devam ettirmesinin söz konusu olamayacağı; öncelikle 10.12.2003-30.01.2007 tarihleri arasında sigortalının diyaliz tedavisine devam edip etmediği veya böbrek nakli yapılıp yapılmadığı ve bu şekilde varılacak sonuçla da yasanın amaçladığı maluliyetin devam edip etmediği hususunun da aynı zamanda teyit edilmiş olacağı ve kontrol muayene yerine geçeceği gözetilerek karar vermekten ibarettir.
Öte yandan; Mahkemece, 1479 sayılı Yasanın 32. maddesinin Kurum açısından bağlayıcı olduğu, "kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihi takip eden aybaşına kadar yaptırmayanların aylıklarının ödenmesi, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki aybaşından başlanarak durdurulacağının" belirtilmesine rağmen sorumluluklarının ihmali ile yıllarca işlem yapılmayıp aylıkları ödenmesine devam edilip yıllar sonra bu şekilde borç tahakkuk ettirilmesinin, Medeni Kanunun 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralına aykırı olacağı hususunun da gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasa'ya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/16203, K. 2012/7661, 2 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama