KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/16618 E., 2012/9022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 479-16
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Dava, borçlu elinde haczedilen mallar yönünden istihkak iddiası ve istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı Kurum tarafından dava dışı borçlu işveren Yaşar Kardoğan hakkında düzenlenen, 2005/10 – 2006/7 (dahil) dönemine ait sigorta prim borcunu içeren ödeme emri 04.10.2006 tarihinde kendisine tebliğ edildikten sonra 22.02.2007 günü borçlunun işyerinde haciz tutanağı düzenlenerek haczedilen malların yediemin olarak anılan kişiye bırakıldığı, 27.02.2007 tarihinde borçlu tarafından Kuruma kısmi ödemede bulunulduğu,
haczedilen mallar üzerinde istihkak iddiası ve haczin kaldırılması istemiyle 01.03.2007 günü Kuruma başvuran davacının bu talebinin 05.03.2007 tarihinde reddi ve anılan red kararının 15.03.2007 günü kendisine tebliği üzerine 20.03.2007 tarihinde işbu davanın açıldığı belirgin olup, yargılama aşamasında davacı tarafından mahkemeye sunulan 01.04.2006 tarihli Konfeksiyon Dikiş Makineleri Kiralama Sözleşmesi’nde hacze konu makineler yönünden, davacının “makineleri kiraya veren”, dava dışı borçlu Y.Kardoğan’ın “makineleri kiralayan” olarak belirtildiği,
haczedilen makine ve benzeri eşyalara ilişkin olarak 31.03.2004, 23.05.2005, 31.12.2005 tarihli fatura ve sevk irsaliyelerinin bulunduğu, davacı ile borçlunun işyeri adreslerinin aynı ve haczin gerçekleştiği yer olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Borçlu Elinde Haczedilen Mallara Karşı İstihkak İddiaları” başlığını taşıyan 66’ncı maddesinde, borçlunun, elinde bulunan bir malı üçüncü kişinin mülkü veya rehni olarak gösterdiği ya da üçüncü bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, haczi yapan memurun bunu haciz tutanağına geçireceği, keyfiyetin, iddia borçlu tarafından yapılmışsa üçüncü kişiye, üçüncü kişi tarafından yapılmışsa borçluya bildirileceği, tahsil dairesinin,
haciz tutanağını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı, üçüncü kişinin, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak iddiasının dinlenmeyeceği, istihkak iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilirse, 7 gün içinde mahkemeye başvurması gereği tahsil dairesince üçüncü kişiye bildirileceği, süresinde dava açılmadığı takdirde istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenleme karşısında dava değerlendirildiğinde; davacı tarafın iddiaları, borçlu ile aralarındaki kira sözleşmesi ve işyeri devri ilişkisinin var olup olmadığı konularında, dosyaya sunulan belgeler ve gösterilecek diğer tüm kanıtlar ışığı altında yöntemince irdeleme yapılarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, üstelik davalı Kurumca buna ilişkin herhangi bir uygulama yapılmamış ve yargılamada ileri sürülmemiş olmasına karşın, devreden davacı ile devralan borçlunun sigorta prim borcundan müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu yönündeki yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/16618, K. 2012/9022, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama