KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/328 E., 2010/14139 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma
Dava; zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi hükmü gereğince davalıdan rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilâmı uyarınca inceleme yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur.
Bozma ilâmında belirtilen Anayasa Mahkemesi iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76’ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Bu nedenle, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu; yargılama sonunda davacı Kurum davada kısmen haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip vekil ile temsil olunan davalı yararına avukatlık ücreti belirlendikten sonra Kurumun anılan ücret yönünden sorumluluğuna karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular ile davalı işverenin %100 oranındaki kusur ve sorumluluk durumuna göre, hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye
değerleri ile sosyal yardım zamları toplamının %50’sinin, Kurum tarafından açılan birinci rücu davasında hüküm altına alındığı belirgin olmakla, işbu ikinci davada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.05.2008 gün ve 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere %50 kusur farkını oluşturan rücu alacağına karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, ilk peşin sermaye değerleri ve sosyal yardım zamları toplamından ilk davada hüküm altına alınan tüm rücu alacağı mahsup edilerek kalan tutar yönünden istemin kabul edilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/328, K. 2010/14139, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama