KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/9508 E., 2010/10683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 925-176
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili bulunmayan davacı, 16.12.2006 tarihli dava dilekçesi ile, 1984 yılından itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, davadan önce, sigortalı olarak tescil için Kurum’a başvurusu, prim ödemesi ve prim tevkifatı bulunmayan davacının, davanın açıldığı tarihi takip eden aybaşı olan 01.01.2007 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
2926 sayılı Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun 5.maddesinde sigortalıların hak ve yükümlüklerinin Kuruma tescilden itibaren başlayacağı öngörülmüş olup, aynı yasanın 36. maddesi ile ürün tesliminde tevkifat yoluyla prim kesilmiş ise, tevkifatın yapıldığı dönemden başlayarak tarımsal faaliyetin bulunduğu dönemlerin tespiti olanaklı bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemlerde tescil için Kurum’a başvurusu, prim ödemesi ve prim tevkifatı bulunmayan davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2- Kabule göre de; dava açmanın maddi hukuk ve usul hukuku bakımından sonuçları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 185, 187 ve 202.maddelerinde düzenlenmiştir. Usul hukuku bakımından bazı sonuçları kanunda açıkça yazılmış olmasına karşın, bazıları açıkça yazılı değildir.
Yasada açıkça yazılı olmamakla birlikte dava açılmasının usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçlardan biri de, “her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmasıdır.” Hüküm, uyuşmazlığın başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Özel bir nedeni olmadıkça davadan sonraki olayları ve hakları kapsamaz, aksi halde Usulün 389. maddesinde öngörülen ilkelere aykırı olur. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.
Somut davada, Mahkemenin, davadan sonraki dönem için tespit kararı vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/9508, K. 2010/10683, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama