KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11325 E., 2012/15456 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 245-383
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Dava, davalılardan şirkete ait işyerinde 01.04.2002-31.07.2002 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de, tanıkların çalışma olgusu konusundaki beyanları ve davacı ile birlikte aynı işyerinde çalışıp çalışmadıkları denetlenmeden hükme esas alınmıştır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle davacının talep konusu dönemde davalı şirkete ait işyerlerinden hangisinde çalıştığı belirlenerek, aralıksız çalışıldığı iddia edilen ve talep edilen dönem dışı hizmet bildirimi yapılan davalı şirkete ait işyerine ilişkin tüm belgeler ile varsa denetim evrakları Kurumdan celp edilerek incelenmeli, çalışıldığı iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin mevcut ve faal olup olmadığı,
işyeri faaliyet adresi ve kapsamı yöntemince araştırılıp saptanmalı, işveren nezdindeki ücret ödeme makbuzları, vizite belgeleri ve puantaj kayıtları dahil tüm belgeler getirtilmeli; işbu belgelerden davacının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacının hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı;
tefrik edilen işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının akıbeti araştırılarak dosya arasına getirtilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenilen tanık anlatımları ile işbu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanı karşılaştırılarak varsa çelişkiler giderilmeli; bunun dışında davacının çalışmasının niteliği de dikkate alınarak kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince ve yeterince araştırılmalı;
yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinde o dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
yargılama aşamasında dinlenen ve hükme esas alınan tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği, çalışıldığı iddia edilen işyerine ait bordrolarda kayıtlı kişiler olup olmadıkları denetlenmeli, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11325, K. 2012/15456, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama