KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11930 E., 2012/16473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 244-321
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Dava hizmet tespiti ve isteğe bağlı sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişindir.
Mahkeme tarafından ilamında yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01.10.1985 tarihinden itibaren 5 ay süreyle davalı ...'ya ait işyerinde çalıştığının tespiti ile isteğe bağlı prim ödemelerine istinaden isteğe bağlı sigortalılık süresinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 01.10.1985 ile 30.11.1985 tarihleri arasında 60 gün süreyle hizmet akdine dayalı çalıştığı, isteğe bağlı sigortalılık istemi yönünden ise Kurum hesabına geçen isteğe bağlı sigortalılık primlerinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, 506 sayılı Kanunun 60/G maddesinde “bu maddenin uygulanmasında. 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür.
Maddedeki “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanlar” sözcüklerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tâbi olması gerekenleri de kapsadığının kabulü gerekir. Öte yandan davacının, aynı Kanunun geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmadığı da belirgindir.
Bu nedenle, 05.05.1968 doğumlu olan davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşın doldurulduğu 05.05.1986 olarak kabulü, bu tarihten önceki hizmet sürelerinin ise yalnızca prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Diğer taraftan ise; isteğe bağlı sigortalılık yönünden hüküm fıkrasının infaza elverişli olmadığı sonucuna varılmış olup, kabul edilen isteğe bağlı sigortalılık süresinin açıkça belirtilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. Maddesi yollamasıyla uygulanmakta olan mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11930, K. 2012/16473, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama