KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/124 E., 2012/7892 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 285-557
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davalıya ait zeytin bahçesinde, zeytin toplarken ağaçtan düşen Bağ-Kur sigortalısının eşi için Kurum tarafından yapılan tedavi giderinin, 1479 sayılı Yasa'nın 63. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalının suç sayılır bir hareketinin mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, bu karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde; Kurum’un, sigorta yardımlarının yapılmasına suç sayılır eylemleri ile neden olan üçüncü kişilere rücu edeceği düzenlenmiştir.
Sigortalının eşi, 23.10.2004 tarihinde davalıya ait zeytin bahçesinde zeytin toplarken,ağaçtan düşmüş ve yaralanmıştır.Mahkemece, davalı hakkında açılmış bir ceza soruşturması bulunup bulunmadığı, Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yenikaraağaç İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan sorulmuş, davalı hakkında ceza soruşturması olmadığının bildirilmesi üzerine, davalının suç sayılır bir hareketi bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Kurum açısından rücu hakkının doğması için davalının fiilinin, Türk Ceza Yasası anlamında bir “suç” tanımına girmesi gerekmediği gibi, ille de davalı hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmış olması gerekmemektedir.Davalının kusurlu bir eylemi nedeniyle, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmiş olması, yani, kusurlu eylem ile, sonuç arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir.
Öte yandan, dosya kapsamına göre sigortalının eşi ''zeytin toplarken yaralandığından, bu işin bir hizmet akdi çerçevesinde yapılıp yapılmadığı, şayet, hizmet akdi çerçevesinde yapılıyor ise, süreklilik arz edip etmediği, yani, 506 sayılı yasa'nın 3. maddesinde belirtilen tarım işinde sürekli ve ücretli çalışma olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin irdelenmesi önem arz etmektedir. Zira, şayet sigortalının eşinin, 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı olmayı gerektiren bir işin yürütümü sırasında iş kazasına uğradığı anlaşılır ise, Kurumun rücu hakkının bu çerçevede irdelenmesi gerekecektir.
Mahkemece, sigortalının yaralanması ile ilgili olarak tanıklar dinlenmeli, hastane evrakları getirilmeli, diğer deliller araştırılıp, böylelikle maddi olgu ve özellikle olayın iş kazası olup olmadığı belirlenip, davalının kusur durumu saptanmalı ve sonucuna göre 1479 sayılı Kanunun 63 veya 506 sayılı Kanunun 26. Maddesi çerçevesinde irdeleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken; kusur raporu alınmaksızın ve bu yönde araştırma yapılmaksızın, yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/124, K. 2012/7892, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama