KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/12933 E., 2012/21643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 843-472
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Dava; ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararlarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalı vasisinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava; 13.17.2007 tarihinde davalının haksız fiili sonucu ölen Bağ-Kur sigortalısının, hak sahiplerine Kurumca bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değeri ile ödenen cenaze yardımının, tahsili istemine ilişkin olup; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de , söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Anılan madde kapsamında Bağ-Kur’a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. 63. madde de “yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder” dendiğine göre yasanın buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine, kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamaz. Ancak, suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı nedeniyle bir indirim yapılabilir.
Davaya konu, somut olayda; davalı ...'in , sigortalı ...'i kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK.nun 81/1 maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hakkında tahrik hükümlerine ilişkin TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sonucu cezasından indirim yapılarak neticede 24 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı ve kararının 06.12.2010 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim, bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece; sigortalının haksız davranışı nedeniyle olaya sebebiyet verdiği, olayda sigortalının da kusurlu olduğu, bu hususun, Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilmekle beraber; ceza davasında, davalı (sanık) hakkında haksız tahrik hükümleri gereğince indirim yapılmış bulunması, bu haliyle, davalının sorumlu olduğu tazminat tutarında Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri uyarınca % 25 oranında indirim yapılması gerekirken, %15 oranında indirim yapılarak davalının sorumluluğu belirlenmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vasisinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/12933, K. 2012/21643, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama