KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13085 E., 2012/22637 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 362-315
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya sağlanan sosyal sigorta yardımları için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı nedeniyle kaynaklanan Kurum zararının, tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-Davacı Kurum vekili, 19.07.2011 havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden “sarfınazar” ettiğini bildirmektedir.
Dosyaya sunulan vekaletname örneğinde temyizden feragat yetkisi tanınmadığı, Kurum yetkili organlarından verilmiş bu yönde bir talimatın da bulunmadığının görülmesi üzerine davacı Kurum vekilinin, temyiz itirazları incelenerek, tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
II-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26.maddesidir.
Mahkemece, bütün her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonucun 3.kişi konumundaki davalı ... yönünden isabetsiz olduğu görülmüştür.
Somut olayda, davalılardan ... (... Elektrik Dağıtım A.Ş.) işveren, ... ise ekip şefi (postabaşı = ustabaşı) konumunda olup, uygulamada 26.maddeye dayalı rücü davalarında sigortalının halefi sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumu 1.kişi, işveren 2.kişi, bunun dışında kalanlar ise 3.kişi olarak tanımlanmaktadır.
Üçüncü kişi durumunda bulunan davalı ... ile sigortalı arasında hizmet akdinden doğan bir ilişki söz konusu olmadığı gibi, sorumluluğunun temelini haksız fiil teşkil ettiğinden, 506 sayılı Kanunun 26/2 maddesi ile Borçlar Kanununa yollamada bulunulduğundan, zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu'nun 60.maddesine göre belirlenmesi gerekir. Söz konusu maddede zamanaşımı süresi faile ve zarara ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda olay tarihinden itibaren 10 yıldır.
Somut olayda zararlandırıcı sigorta olayının 18.02.2000 tarihinde meydana geldiği, ek rücu davasının ise 17.05.2010 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, olay tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği için davalı ... yönünden dava, zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle, bu davalı hakkında verilen kabul kararı yerinde değildir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan ... vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13085, K. 2012/22637, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama