KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13547 E., 2012/23750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 566-373
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalaya bağlanan gelir ile, yapılan ödemeler nedeniyle meydana gelen Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9., 10. ve 26. maddeleridir.
Mahkemece, davanın yasal dayanağını oluşturan 9.ve 10.madde şartlarının varlığı konusunda bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, 26.maddeye göre davalıların toplam %80 oranı ile sorumlu oldukları kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2.maddesi ile değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9. ve 10.maddeleri hükmüne göre, davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu için işe giriş bildirgesinin sigortalının işe başlatılmasından önce verilmiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir. Aynı yasanın 9.maddesi hükmüne göre,inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün,Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde ise, en geç bir ay içerisinde, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması gerekir.
Öte yandan, 506 Sayılı Yasa'nın 4. maddesi gereğince; “Bu kanunun uygulanmasında 2 nci madde de belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler “İşveren”dir. İşveren, nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler “işveren vekili”dir. Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur”düzenlemesi öngörüldüğünden, işveren vekilinin de 10. Madde uyarınca aynen işveren gibi sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
Davalı ...'in işveren vekili sıfatını taşıyıp taşımadığı araştırılması gerekirken ve davanın yasal dayanaklarından olan ve kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 506 sayılı Yasanın 9.ve 10.maddesine ilişkin olarak,bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi hatalı olup; inceleme konusu davada, 506 sayılı Yasanın 10.maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı; sigortalının özlük dosyası(işe giriş bildirgesi, hizmet cetveli ile birlikte) celbedilip dosyadaki mevcut delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle, davalı işveren ile, işveren vekili yönünden, 4447 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 9 ve 10.madde koşullarının varlığı araştırılıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13547, K. 2012/23750, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama