KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13795 E., 2012/22803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2010/334-2011/596
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Dava,davacının 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece ,ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı iş bu dava ile isteğe bağlı sigortalılık müracatının geçerli olduğu ve müracat tarihinden itibaren itibaren isteğe bağlı sigortalılık primlerinin ödenmesi gerektiğinin tespitini istemektedir. Mahkeme, davacının 09.09.1992 tarihinden itibaren isteğe bağlı müracatının geçerli olduğuna ve 01.10.1992 tarihinden dava tarihine kadar isteğe bağlı primlerin davacı tarafından ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
Davaya konu somut olayda ; ... Çiçekçiliği ünvanlı işyerinden 09.09.1992 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden 01.06.1992 tarihli işe giriş bildirgesi bulunan davacının , Kurum kayıtlarında isteğe bağlı sigortalılık başvurusuna rastlanılmadığı , isteğe bağlı sigorta prim borçlarının ihyasına ilişkin de talebi bulunmadığından isteğe bağlı sigortalılık prim borçlarının yapılandırılmasına ilişkin talebinin davalı Kurumca reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 85.maddesi “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için: a) İsteğe bağlı olarak devam edeceğini belirtilen bir yazı ile Kuruma müracaatta bulunmak, b) Müracaat tarihinden önce 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmak, c)Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak ve buralardan kendi çalışmalarından dolayı aylık bağlanmamış olmak , d)İsteğe bağlı olarak sigortaya devam edeceğini belirten müracaatının Kurumca alındığı tarihi takip eden aybaşından başlayarak, her yıl için 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemek, şarttır “hükmünü içermektedir.
506 sayılı Yasanın 85. maddesinin 4842 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükmünde; isteğe bağlı sigorta primlerinin ödenmemesi, isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren nedenlerden biri olarak sayılmamışsa da, anılan maddede 4842 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle. 01.05.2003 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak isteğe bağlı sigorta priminin art ... üç ay ödenmemesi isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren bir neden olarak öngörülmüştür.
4842 sayılı Yasanın 01.05.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 34. maddesi ile 506 sayılı Yasaya eklenen geçici 85. maddesinin (c) bendi ise; bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce isteğe bağlı sigortalı olup da Kuruma prim borcu bulunanların, bu borçlarını 01.05.2003 tarihten itibaren 6 ay içinde gecikme zammı ile birlikte ödemeleri halinde sigortalılıklarının devam edeceği ancak bu süre içinde borcun ödenmeyen kısmına ait sürelerin sigortalılıktan sayılmayarak sigortalılığın sona ereceği hükmünü içermektedir.
4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasının geçici 1. maddesinin (K) bendi hükmü ile de. 30.06.2003 tarihi itibariyle kuruma isteğe bağlı sigorta prim ve gecikme zammı borcu bulunmakla birlikte, anılan yasanın yayımlandığı tarihi izleyen 30 gün içinde kuruma yazılı müracaat ederek borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunan ve anılan maddede öngörülen yükümlülükleri yerine getiren sigortalılar hakkında.
506 sayılı Yasanın geçici 85. maddesinin (c) bendi hükmü uygulanmayarak bu döneme ilişkin isteğe bağlı sigortalılık sürelerine geçerlilik tanınmıştır.
Davaya konu somut olayda davacının 09.09.1992 tarihli isteğe bağlı sigortalılık müracat tarihini takip eden aybaşından itibaren hiç prim ödemesi yapmamış olması ve prim borçlarının yapılandırılması isteminde bulunmayışına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken,kabulüne karar usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13795, K. 2012/22803, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama