KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/16523 E., 2012/16320 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 328-367
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işverene ait işyerinde mimar olarak 10.11.2009 – 10.11.2010 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bildirilen süre dışlanmak suretiyle, davacının, davalı şirkette 10.11.2009 – 31.01.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı tanıklarının, davacının kardeşi, annesi olduğu, yine, davacı tanıklarından ...’ın ise, Kurumdan gelen 2010-2 dönemi bordrosunda, davacı ile birlikte aynı tarihte işe başladıkları, 2009-11 dönemi bordrosunda isminin bulunmadığı, Mahkemece, davacı tanıklarının beyanına itibar edilerek davacının davalı şirkette çalışmasının tespit edildiği anlaşılmış olup, Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dava, 5510 sayılı Kanun m.86/9 uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için; bu tür davalarda, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek gerekli görülen araştırmaların resen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; tarafların sundukları kanıtlarla yetinme zorunluluğu bulunmadığı gözetilmelidir.
Bu kapsamda nizalı dönemde, davacı ile birlikte çalışan ve işveren bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler ve gerektiğinde davacının çalışmalarını bilebilecek tanıkları, re'sen saptayarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurmak; sigortalının kayıtlarda görülmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği, yada, bildirilmediği hususunu gereğince araştırmak, davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığını araştırmak;
eğer, inceleme yapılmışsa, belgeleri getirtmek, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile, işin ve işyerinin niteliğini nazara almak, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller birlikte değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre, bir karar verilmesi yönünde araştırma yapmaktır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular araştırılmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/16523, K. 2012/16320, 25 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama