KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/16664 E., 2012/17191 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 874-55
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, davacı davalılardan işverene ait otobüslerde şoför olarak 01/03/2002-20/04/2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen sigortalı çalışmalarının tespitini talep etmiş olup; Mahkemece, 06/06/2002-31/08/2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Bu nedenle; öncelikle davacının, adına trafik cezası uygulanan ve çalıştığını iddia ettiği plakası bildirilen araçların davalılardan işverene ait olup olmadığı, hangi tarihte edinildiği, hangi tarihten beri ticari faaliyette kullanıldığı belirlenmeli, anılan davalı adına tescilli 1086737 sicil sayılı işyerinin hangi tarihten itibaren yasa kapsamına alındığı araştırılarak, ihtilaf konusu döneme ait bordrolar celp edilip, varsa, kayıtlı kişiler re'sen saptanarak,
çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, anılan araçlarda çalışanları gösteren taşıt tanıtma kartı verilip verilmediği Şoförler ve Otomobilciler Odasından sorulmalı, 21/03/2007 tarihli celse de davacı tarafça dosyaya sunulduğu ve emanete alındığı şerh düşülen takograf kayıtları ve fotoğraflar dosya arasına eklenerek denetime sunulmalı, dosya kapsamında yer alan belgelere ve davalının aşamalarda alınan savunmalarına göre, davacının, 01/08/2002-08/08/2004 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu anlaşıldığından,
çakışan bu sigortalılığın davaya etkisi sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması göz önüne alınarak, irdelenip, değerlendirilmeli; böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; Kurumun, taraf olduğu davalarda, 5502 sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin harcın yargılama giderlerine dahil edilmesi, yapılan yargılama sonucunda her iki davalı aleyhine hüküm kurulduğu halde yargılama giderlerinden yanılgılı değerlendirme sonucu sadece davalı işverenin sorumlu tutulması, aynı şekilde davacı yararına takdir edilen maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine denilerek iki davalı aleyhine dava açılıp yargılama yapıldığı nazara alınmaksızın infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/16664, K. 2012/17191, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama