KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/16764 E., 2012/26566 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 133-88
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum’un avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve temyizde hukuki yararının bulunmamasına göre, davalılardan Kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
05.10.2010 tarihli dilekçe ile açılan iş bu dava, 25.10.1994 – 15.01.2001 tarihleri arasında davalılardan işverene ait iş yerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan maddede “yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse ....” hükmü öngörülmüştür. Dosya içeriğinden, iş müfettişi ... tarafından düzenlenen 01.03.2001 tarih 21 sayılı rapor ile, davacının çalışmalarının belirlenerek, tutanak altına alındığı gibi.
Ayrıca, işçilik alacaklarına ilişkin Güroymak Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin 2001/57 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinin, 2001 yılında davalı Kurum’a tebliğ edildiği, Kurum’un çalışmalardan ve işçilik alacaklarına ilişkin davadan, hak düşürücü süre geçmeden haberdar edildiği hususları gözetildiğinde, davada hak düşürücü süreye yönelik hükmün uygulanamayacağının kabulü zorunlu olup; bu nedenle, işin esasına girilerek tüm deliller toplandıktan sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/16764, K. 2012/26566, 21 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama