KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/17683 E., 2012/18480 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1032-438
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Husumet konusu kamu düzeni ile ilgili olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. (mülga HUMK 187.) maddesinde yer alan ilk itirazdan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Somut olayda, davacı, davalı şirkete ait işyerinde 22.04.2008 – 07.05.2010 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmasının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, dava döneminde bildirilen süreler dışlanarak dava kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan Kurum kayıtlarında ve davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesinde çalışmanın bulunduğu işyerine ilişkin işveren ünvanı kısmında, davalı şirketin ismi dışında bir ünvan yazıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davalı şirketin ticaret sicil memurluğundan ticaret sicil kaydı celbedilmeli. Kurum kayıtlarından, işverenin, davalı şirket olup olmadığı araştırılmalı; işverenin davalı şirket dışında bir işveren olduğunun saptanması halinde.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla zaman bakımından derhal uygulanmasına dair 448. maddesi ile "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı ve "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir..." şeklinde ifade edilen 124. maddesinin 4. fıkrası gözetilmeli, ilgili taraf aleyhine de davayı teşmil edip, davalı olarak katılımı sağlanıp göstereceği deliller de değerlendirilerek, varılacak sonuca göre hüküm tesis etmek gerektiği dikkate alınmalıdır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/17683, K. 2012/18480, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama