KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/19286 E., 2012/14726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1207-697
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Dava, itibari hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.07.1993 – 31.12.2010 tarihleri arasında 66213, 11041281, 67654, 68999, 41281, 72302, 43788, 50362 sicil numaralı işyerlerinden adına bildirim ve prim ödemeleri gerçekleştirilen davacının istemi, anılan dönemde davalı işverene ait basım - matbaa işyerinde gerçekleştiği ileri sürülen çalışmalara ilişkin olarak itibari hizmet süresinin tespitine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde, anılan Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için hizalarında gösterilen sürelerin sigortalılık süresi olarak ekleneceği belirtildikten sonra,
maddenin II numaralı bendinde “Sigortalılar” başlığı altında “Basım ve gazetecilik işyerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar.” sözcüklerine yer verilmiş, bu bende ilişkin “Hizmetin Geçtiği Yer” başlıklı kısımda ise “a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan işyerleri, b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri, c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri, d) Fazla ve devamlı adalî gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri, f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri.“ sıralaması yapılmıştır. Anlaşılacağı üzere, itibari hizmet
süresi hak ve olanağından yararlanmak için, maddede yazılı fiziksel koşullarla birlikte iş kolu ve işyeri şartlarının da gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun anılan maddesini yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Kanunda itibari hizmet süresine benzer nitelikteki düzenleme 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 40. maddede yapılmış olup, “Fiili hizmet süresi zammı” başlığını taşıyan bu maddede, basım ve gazetecilik işyerleri kapsam içerisine alınmadığından, söz konusu nitelikteki işyerlerine ilişkin olarak 01.10.2008 tarihinden itibaren gerçekleşen çalışmalar yönünden itibari hizmet süresinden/fiili hizmet süresi zammından faydalanabilmek olanaksızdır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında dava değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönemde çalışılan tüm işyerlerinin işverenleri belirlenmeli, bunlar arasında kendisine husumet yöneltilen davalı işverenin konumu ve anılan işyerleri ile arasındaki bağlantı durumu açıklıkla ortaya konulmalı, ek 5. maddede öngörülen koşulların, çalışmaların fiili olarak yerine getirildiği işyerleri yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, faklı işverenlere ait işyerleri söz konusu ise gerekli ayrıştırma yapılmalı ve tüm kanıtlar toplandıktan sonra elde edilecek sonuca hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre, 506 sayılı Kanunun ek 5. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı ve yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunda da sigortalılara hak tanıyan düzenlemenin yer almadığı 01.10.2008 – 31.12.2010 dönemi yönünden de istemin hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/19286, K. 2012/14726, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama