KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/321 E., 2012/7368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 61-734
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı işveren ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, 01.01.2000-01.08.2005 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde ve dava dışı ... Mühendisilik Ltd. Şti'ne ait işyerlerinde sürekli çalışıldığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de; kurulan hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 7’nci maddesinde; bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi olduğu kanun hükümlerine göre değerlendirileceği yönündeki hükmün öngörülmüş olması ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinin onuncu fıkrasıdır.
Husumet konusu, ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
506 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile, “işveren; ...sigortalıları çalıştıran... kişiler...” olarak tanımlanmış olup,hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmasında, bir başka deyişle, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, işverenlerin tümüne husumet yöneltilmesi zorunludur.
Somut olayda, davacı, davalı şirkette ve aralarında organik bağ bulunsa dahi ayrı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı diğer şirkette çalıştığının tespitini talep etmekte olup, her iki işverenlik nezdinde aynı anda mı yoksa ayrı sürelerde mi çalışıldığı belirsiz olduğu gibi, husumetin dava dışı diğer işverenliğe yöneltilmesinin sağlanmamış olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, yapılması gereken iş, her iki işverenlik nezdinde hangi sürelerde ve ne şekilde çalışıldığı hususunda davacının talebini tam olarak açıklattırdıktan sonra, dava dışı diğer işverenliğe de husumet yöneltilmesini sağlamak ve işin esasına girerek hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/321, K. 2012/7368, 12 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama