KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3491 E., 2012/8118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 271-439
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirin 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeler uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-506 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak bilirkişiden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Somut olayda, itibar edilmeyip ikincisi alınan, ancak 26.02.2008 tarihli ve işveren davalı şirkete %50, diğer davalılar ... ve ...'e ayrı ayrı %5'er, kazalanan sigortalıya %40 kusur izafe eden ilk kusur raporuna dayanılması yersizdir. Bu şekliyle 12.11.2009 tarihli, işveren davalı şirkete %75, kazalanan sigortalıya %25 kusur izafe eden ikinci kusur raporu ile aralarındaki çelişki de giderilmemiştir.
2-506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğu hâlinde dahi, aynı Yasanın 26. maddesine ilişkin davalardaki tazmin sorumluluğunun sınırlanması kuralının kıyas yoluyla uygulanması gerektiği, ancak 10. maddenin öngördüğü sorumluluk hâlinin 26. maddeye oranla farklı ve daha ağır bir sorumluluk hâlini öngörmüş olması nedeniyle, işverenin 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddesi kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan miktar belirlenirken, işveren ve kusurlu üçüncü kişinin kusur oranları toplamına, sigortalının muterafik kusurunun takdir edilecek bir kesimi de dahil edilerek hesaplama yapılması,
Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının gereğidir.
Ayrıca davanın Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde düzenlenen teselsül hükümleri doğrultusunda açıldığı hâllerde, birlikte sorumlu olanların müşterek kusurla hareket etmemiş olmaları nedeniyle, kusurlu üçüncü kişilerin, 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesine uygun olarak, kusur sorumluluğu dahilinde belirlenen miktardan müteselsilen sorumlu olacağı, münhasıran 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun ise işverene ait olacağı zorunluluğu göz önünde tutulmaksızın kusur esasına göre hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3491, K. 2012/8118, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama