KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3861 E., 2012/8058 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 342-887
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımların 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanm yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
Mahkemece, anılan maddenin "...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere..." bölümünün Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonucu oluşan hukuki durum dikkate alınarak karar verilmiş ise de, Kurumun rücu alacağı, gelirin ve sosyal yardım zammının ilk peşin sermaye değerini oluşturan 75.704,17 TL.'nin, anılan Yasa'nın 26. maddesine göre, davalının %60 kusuruna isabet eden 45.422,50 TL. ile sınırlı olup,
iş bu davada Kurumca sigortalıya bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinden 43.902,87 TL.'nin talep edilmiş olması karşısında, ilk peşin sermaye değerli gelirlerden %60 kusur karşılığı içinde kalan talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetsizdir.
3-Kabule göre de, anılan iptal kararının, Anayasa'nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur.İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 7 6'ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay'ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Bu nedenle, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın, mahkemece hatalı değerlendirme sonucu; yargılama sonunda davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip vekil ile temsil olunan davalı lehine vekalet ücretiyle sorumlu tutulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3861, K. 2012/8058, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama