KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/4505 E., 2012/9051 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 295-484
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan yardımlar nedeniyle kaynaklanan Kurum zararının tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... arafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan yardımların, davalı işverenden, işleten sıfatıyla tahsili gerektiğini, ayrıca, davalı işverenin, iş kazasını iki iş günü içinde Kuruma bildirmemesi nedeniyle de, tazmin sorumluluğu bulunduğunu beyanla, Kurum zararının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının istihdam ettiği sigortalının % 100 kusurlu bulunduğu, davalının işleten sıfatıyla sorumlu olacağı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. ve 27. maddesidir.
Anılan Kanun'un 26. maddesinde öngörülen sorumluluk, kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesinde, kastı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir eyleminin varlığı halinde işverenin rücu alacağından sorumluluğu olanağı tanınmıştır.
Aynı Yasanın 26/2. maddesinde ise, 3. kişinin rücu alacağından sorumluluğu için, kasıt veya kusuruyla iş kazasının oluşumuna etkide bulunma koşulu öngörülmüştür.
İşveren veya üçüncü kişiler ile üçüncü kişileri çalıştıranlara rücu olanağı anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumların gerçekleşmesi halinde mümkün olup, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine dayalı dava kapsamında, maddedeki sorumluluk hallerinin genişletilmesi veya genel hükümler uyarınca kusursuz sorumluluk yoluna gidilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu haliyle, işveren olarak alabileceği, herhangi bir iş güvenlik önlemi bulunmadığı, dosya kapsamıyla sabit olan Telekom AŞ'nin, kusurlu sürücünün işvereni ve araç işleteni sıfatıyla kusursuz sorumluluğu yönüne gidilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise; “İşveren, iş kazasını, o yer yetkili zabıtasına derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirme örneği Kurumca hazırlanan haber verme kağıtları doldurulup verilerek yapılır.
İşverenin kasden veya ağır ihmali neticesi iş kazasını bu madde gereğince Kuruma zamanında bildirilmemesinden veya haber verme kağıdında yazılı bilginin eksik veya yanlış olmasından doğan ve ileride doğacak olan Kurum zararlarından işveren sorumludur. Birinci fıkrada yazılı süre içinde Kuruma bildirilmeyen iş kazası dolayısiyle, bildirme tarihine kadar işveren tarafından yapılmış olan harcamalar Kurumca ödenmez.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili olgular ışığında, davacının işleten olarak kusursuz sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği gözetilmeksizin ve 27. madde koşulları irdelenmeksizin, davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/4505, K. 2012/9051, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama