KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/4602 E., 2012/9074 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 336-957
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma
Dava, yersiz ödenen ölüm aylıklarının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hak sahibi kız çocuğu olan davalıya, 11.02.1989 tarihinde ölen annesinden dolayı, 506 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı bağlanmış; davacı Kurum tarafından, aynı zamanda yaşlılık aylığı aldığı belirtilerek, ölüm aylıkları iptal edilmiş ve 21.09.1997-17.06.2008 tarihleri arası dönemde ödenen aylıklar borç çıkarılmıştır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın ölüm sigortası hükümlerinin düzenlendiği bölümü içerisinde yer alan ve “Eş ve çocuklara aylık bağlanması” başlığını taşıyan 68’inci maddesi olup, hak sahibi kız çocukları yönünden maddenin (I) numaralı bendinde aylık bağlama koşulları, (VI) numaralı bendinde aylık kesme nedenleri açıklanmıştır.
Buna göre, ölüm aylığı tahsisi için kız çocuklarının Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmamaları, buralardan gelir veya aylık almamaları zorunlu olduğu gibi, gerekli koşulları taşıyanlara bağlanan aylıkların kendilerinin Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başlamaları durumunda kesilmesi gerektiği de açıktır.
Anlaşılacağı üzere, (I) numaralı bentte aylık bağlamaya ilişkin olarak “Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmama, buralardan gelir veya aylık almama” koşullarına yer verilmiş olup, ölüm aylığının bağlandığı 15.03.1989 tarihi itibarıyla çalışmayan ve aylık almayan davalı yönünden, yasal şartlar gerçekleştiğinden kendisine ölüm aylığı bağlanmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Anıman düzenlemeye göre maddenin (VI) numaralı bendinde aylık kesme nedenleri açıklanırken “Sosyal Sigortadan, Emekli Sandıklarından gelir veya aylık alma” olgusuna yer verilmemiştir.
Her ne kadar; aylık bağlanmasına engel bir neden olarak maddede açıklanan olgunun varlığının, doğal olarak aylığın kesilmesi sonucunu da doğurması gerektiği yönünde yaklaşım gösterilebilir ise de, maddede sayma yöntemi ile sınırlı sayıda belirtilen aylık kesme nedenleri arasında anılan olguya yer verilmemiş olması karşısında yorum yolu ile kanun koyucunun iradesi aşılarak farklı bir sonuca ulaşılamaz.
Diğer taraftan; söz konusu (VI) numaralı bende 4958 sayılı Kanunun 06.08.2003 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 35’inci maddesiyle “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenerek böylelikle “Sosyal Sigortadan, Emekli Sandıklarından aylık veya gelir almaya başlama” olgusu, hak sahibi kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak benimsenmiş ise de, değişikliğin 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olması karşısında, “sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin önceki kanun ile oluşan kazanılmış hakları ortadan kaldıramayacağı” yönündeki temel hukuk kuralının gereği olarak,
anılan bentte yapılan bu eklemenin davalı hakkında 06.08.2003 tarihi öncesi yönünden uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
Bununla birlikte; hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar yönünden kanun koyucu tarafından 506 sayılı Yasaya, 09.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5386 sayılı Yasanın 2’nci maddesiyle geçici 91’inci madde eklenerek farklı bir düzenleme yapılmıştır. Anılan maddenin ilk fıkrasında; 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları hariç olmak üzere geri alınmayacağı belirtilmiş olup, kendi çalışmaları ile yaşlılık aylığı bağlanan davalının, bu düzenlemeden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davalının yaşlılık aylığı aldığı dönemlerden 06.08.2003 tarihi sonrasında ödenen ölüm aylıklarına hak kazanamayacağı belirgin bulunmakla, anılan dönemlerde yersiz ödeme olgusunun gerçekleştiği ve aylık tutarlarının yasal faiziyle birlikte Kurumca geri alınabileceği açıktır.
Ve yine, dava konusu yersiz aylık miktarları belirgin olup yargılamayı gerektirmediği halde, kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, alacağın likit olmadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/4602, K. 2012/9074, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama