KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5013 E., 2012/9226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 977-960
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. Maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalıların Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. işçisi kazalı, TEİAŞ sigortalısı ...’nun talebi üzerine, kuleli vincin üzerine çıkarak birlikte elektrik kesme işlemi yaptıkları sırada, olayın olduğunu, ...’nun vefat edip, kazalı sigortalının yaralandığı, kazalı sigortalı tarafından açılan tazminat davasında TEİAŞ %40, Teiaş elemanı ... %25, Başkent Elk. Dğ. A.Ş. %20, kazalının ise, %15 kusurlu bulunarak maddi tazminat talepleri takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmekle, sonuçlandığı ve onanarak kesinleştiği dikkate alınarak mahkemece, bu kusur oranları esas alınmak suretiyle, toplam %85 kusur üzerinden, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının, yada, hak sahiplerinin alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya haksahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta; 506 sayılı Yasanın 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
Bunun yanında, dava dışı kişilerin kusurlarına dayanılarak talepte bulunulmadığı halde, dahil edilen hesap raporunun hükme esas alınması da isabetsizdir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; öncelikle, tazminat dosyasındaki deliller ve kusur raporu da gözetilerek, zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleşmesinde kusurları bulunanların, kusur oranlarının, iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirten ve kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümlerini gözetilerek , mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti ile mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat, alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti ile,
bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa, zararın bundan doğup doğmadığı, olaya, işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranlarının saptanması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5013, K. 2012/9226, 21 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama