KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5066 E., 2012/8823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 181-16
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Davacı, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya incelendiğinde; Kurum sigortalısı ...'un 30.10.2002 tarihinde, kullandığı traktörün devrilmesi sonucu vefat ettiği, mahkemece,davalı ...'e ait olan 55 ...749 plaka sayılı traktör M.Ferguson marka olduğu ,kazaya karışan traktörün ise Shbaura marka olduğu ve davalıya ait traktörün söz konusu olayla bağlantısı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesidir. Anılan maddenin 3396 sayılı Yasayla değiştirilen 2. fıkrasında yer alan “... araç maliklerine...” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2000 tarihi ve 2000/343 Esas 2002/41 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi karşısında; araç malikinin anılan madde kapsamında kurumun rücu alacağından sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Ancak, Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinin “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. ” hükmü gereği, işleten, aracın işletilmesi esnasında sebep olduğu zararlardan, kusuru bulunmasa dahi sorumludur.
1479 sayılı Yasanın 63. maddesinin öngördüğü “diğer sorumlular” kavramı kapsamında, 2918 sayılı Yasanın 3. maddesi hükmünde ifadesini bulan tanım çerçevesinde, işleten sıfatına haiz olan, bir başka anlatımla; trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyet ile aracı, tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına işleten kişi, aracın sebep olduğu zararlardan sorumludur.
Somut olaya gelince; devrilen kazaya konu traktörün, olay yeri tespit tutanağında plaka numarası yazılmamış olduğu, ama çizilen kroki ve olay yerinde yapılmış olan görsel tespitte 55 ...749 plakalı traktör ibaresi kullanılmakta olup, fotopokide traktörün plakasının görülmediği,ayrıca Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenmiş olan 30.10.2002 tarihli "olay yeri tespit tutanağında traktörün plaka numarasının 55 ... 749 olarak yazıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, kusur tespiti yönünden aldırılan heyet raporu incelendiğinde;kazaya karışan traktör ile davalı adına kayıtlı araçların bilgilerinin örtüşmediği ve markaların farklı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece, ölen sigortalının kullandığı aracın plakasının tespit edilmediği, 55 ... 749 plakalı aracın kaza tarihinde trafik sicilinde kimin adına kayıtlı olduğu ve kaza tarihi itibariyle işleten sıfatını taşıyıp taşımadığı hususu yukarıda açıklanan ilkeler üzerinde durulmak suretiyle etraflıca araştırılıp, aracı bu kişiye vermenin kazanın meydana gelmesindeki kusur payı uzman bilirkişi marifetiyle araştırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5066, K. 2012/8823, 15 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama