KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5355 E., 2012/11152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1186-42
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Dava, kusurlu eylemleri ile sigortalının ölümüne sebep olan davalılardan sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların, 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Söz konusu maddeye göre, Bağ-Kur’un rücu hakkının doğabilmesi için, öncelikle 3. kişinin yani sigortalı dışında kalan bir başka kişinin suç sayılır hareketinin mevcut olması ve bu sebeple sigortalıya Kurumca yardım yapılması gerekir.
17.10.1997 tarihinde davalı ... tarafından yapılan bademcik ameliyatı sonucu oluşan kanama nedeniyle sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayın meydana geldiği, hak sahibi tarafından açılan davada alınan Adli Tıp Genel Kurulunun 17.02.2005 tarihli raporunda davalıların 2/8’er oranda kusurlu olduklarının bildirildiği, Gazi Üniversitesi Hastanesinde görevli anestezi uzmanlarınca verilen raporda davalı ...’nun kusurunun bulunmadığının bildirildiği,
anılan davada davalı ... aleyhine verilen kararın tarafların temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26.11.2007 tarihli 2007/9908-14132 sayılı kararı ile davalı ...’ün temyiz talepleri ret edilerek, diğer davalı yönünden kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu, anılan dosyanın henüz kesinleşmediği,
eldeki davada ise, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi ABD.’nda görevli akademisyenlerce verilen 07.07.2010 tarihli raporda, davalıların kusurlarının bulunmadığının bildirilmesine karşın, mahkemece, hak sahipleri dosyasında alınan raporlar esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, anılan kusur raporları esas alınarak karar verilmiş ise de; öncelikle, hak sahibi dosyasının akıbeti araştırılıp dava dosyası celp edilerek, anılan dava sonucu verilen kararın bu davada taraf olmayan Kurum yönünden bağlayıcı olmadığı gözetilerek, gerekirse, sigortalıya yapılan tedavinin tüm belgeleri ilgili kuruluşlardan getirtilerek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek ve kusur oran ve aidiyetini belirtecek şekilde Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, mahkeme hükmünü temyiz etmeyen davalı ... yönünden, davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5355, K. 2012/11152, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama