KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5601 E., 2012/9959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1833-1940
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma
Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı. 12.06.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan masraf ve ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının yasal faiziyle birlikte tahsili için 5.564,50 TL asıl alacak, 321,46 TL faiz olmak üzere toplam 5.885,96 TL üzerinden yürütülen icra takibine yönelik itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı sürücü ...'in % 100 kusurlu olduğu ve fakat 18.02.2010 tarihinde asıl alacağın 2.654,00 TL'sinin davalı sigorta şirketi tarafından davacı Kuruma ödendiği kabul edilmek suretiyle, davalıların takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin bakiye 2.910,50 TL asıl alacak, faiz ve diğer takip giderleri üzerinden devamı ile şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1-) Davalı sigorta şirketinin ünvanı "... Anonim Türk Sigorta Şirketi" olduğu halde, gerekçeli karar başlığında ünvanının "... A.Ş." olarak yazılmış olması isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK’nın 459. maddesi) uyarınca mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına ve davanın yasal dayanağı gösterilirken, 506 sayılı Kanunun 76/son maddesinin yanında, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda 5510 sayılı Kanunun 21/4 maddesi yerine 506 sayılı Kanunun 39. maddesinin hüküm gerekçesine yazılmış olması isabetsiz ise de, belirtilen hususlar sonuca etkili olmadığından, bozma sebebi yapılmamıştır.
2-) Sigorta Şirketi yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği'nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa, HGK’nın 17.10.2001 gün ve 915 – 739 ayrıca 08.10.2003 gün 576 – 543 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi,
gerekli belgeler eklenerek gerçekleştirilen ödeme isteğini içeren muhtıranın tebliğinden itibaren davalı sigorta şirketi lehine 8 iş günü ek ödeme süresi bulunduğu gözetilerek, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez.
Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa, dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Davaya konu olayda, davacı Kurumun, davanın açılmasından önce gerekli belgeleri de eklemek suretiyle ödeme isteğini içeren 08.03.2010 tarih ve 3648768 sayılı muhtıra ile davalı sigorta şirketine başvurduğu, muhtıranın 15.03.2010 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ alındığı ve tebliğden itibaren davalı sigorta şirketinin muhtırada belirtildiği üzere 15 gün ek ödeme süresi bulunduğu gözetilerek, temerrüt tarihinin 31.03.2010 tarihi olduğu anlaşılmakla, davalılardan sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının, temerrüt tarihi olan 31.03.2010 tarihi olarak kabulü gerekir. Davalı sürücü ... yönünden ise; faiz başlangıcı sarf ve tediye tarihleridir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, faiz başlangıcı yönünden herhangi bir belirleme yapılmamış olması isabetsizdir.
3-) Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 417’nci maddesinde, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği belirtilip 423’üncü maddesinde de vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı bildirilmiş, 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (re'sen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır.
Mahkemece, yukarıda anılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki düzenlemeler göz ardı edilerek, yargılama giderlerine ilişkin olarak, kabul-red oranı dikkate alınmaksızın, diğer davalı ... yanında yargılama giderlerinin tamamından sigorta şirketinin de sorumlu tutulması, ayrıca vekil ile temsil olunan davalı sigorta şirketi yararına reddedilen kısım gözetilerek avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5601, K. 2012/9959, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama