KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/6903 E., 2012/11214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 78-16
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, 1964 doğumlu olan sigortalının 12.03.2006 tarihinde işyerinde rahatsız olup 15.03.2006 tarihinde vefat ettiği, işveren tarafından, sigortalının eceliyle öldüğü ileri sürülerek sorumluluğun bulunmadığının beyan edildiği, Cumhuriyet Savcılığı cevabi yazısı içeriğinde olaya ilişkin soruşturma ya da kamu davasının bulunmadığının belirtildiği, hekim onaylı 15.03.2006 tarihli “gömme izin kağıdında” ölüm sebebinin “serabral vasküler hastalık” olarak gösterildiği, 30.11.2006 tarihli sigorta müfettişi raporunda;
davalı işyerinde 12.03.2006 tarihinde fiilen çalıştığının, işin konusunun “yemekçilik işi” olduğunun, olayın işyerinde meydana gelmesi nedeniyle 506 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında iş kazası olduğunun, ancak bu kazanın işin yürütüm şartları ya da niteliğinden kaynaklanmadığının ve işverenin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, anılan raporda Ek-1 ila Ek-10 arası evrakların varlığından ve bu eklere dayalı “değerlendirme” bölümünden bahsedilmiş ise de, söz konusu ek ve bölümlerin dosyada yer almadığı,
mahkemece kusur raporu alınmayıp, hesap raporunda ise müfettiş raporuna göre, kusur bulunmadığının ve rücu alacağının olmadığının bildirilmesi üzerine davanın yazılı biçimde reddine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı yasanın 26/1. maddesine göre işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Anılan maddede işverenin sorumluluğunu gerektiren eylem ve davranışlar ise “İşverenin kastı”, “İşverenin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi” ve “İşverenin suç sayılır eylemi” olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, dosyada mevcut müfettiş raporunda varlığından söz edilen Ek-1 ila Ek-10 arası belgeler ile “değerlendirme” bölümünü de içerecek biçimde ilgili müfettiş raporu celbedilmeli, yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre gerek davalı işveren şirketin, gerekse sigortalının 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamında kusur durumlarının irdelenip oran ve aidiyetinin belirlenmesi yönünde doktor bilirkişinin de yer aldığı uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınması ve işverenin kusurluluğunun saptanması halinde, Anayasa Mahkemesi iptal kararı kapsamında, Kurumun rücu hakkının, halefiyet ilkesine dayanmayıp,
yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması da gözetilerek ve anılan iptal kararında belirtilen ilke ve esaslara göre Kurumun rücu alacağı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/6903, K. 2012/11214, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama