KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/7080 E., 2012/11103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 147-131
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleridir.
Davacı Kurum, 506 Sayılı Kanunun 26. madde yanında, 10.maddesi uyarınca da istemde bulunduğu halde, sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır. Bu tür davalara öğretide ve uygulamada “kademeli” eski deyimle “terditli” dava denmektedir. Olayda, hem 26. hem de 10.madde koşulları oluşmuş ise; Kurum, anılan maddelerden sadece birine dayanarak dava açabileceği gibi, her iki madde hükümleri uyarınca da dava açabilir. Bu durumda mahkemece her iki maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının araştırılıp saptanması gerekir. Her iki madde koşullarının oluştuğunun tespiti halinde Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre, 10.madde, uygulama önceliğine sahiptir.
Somut olayda 26.madde koşullarının gerçekleşmiş olduğu sübuta ermiş ise de, 9 ve 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp incelenmemiştir. Mahkemece; öncelikle bu yön araştırılmalı, koşulların oluştuğunun anlaşılması halinde ise; Kurumun rücu alacağından 10. maddeye göre, (işveren) kusuruna Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalıya atfedilen kusurun %50’sinden az olmamak üzere kusur ilavesi ile, ilk peşin değerli gelir ile, masraf ve ödemelerin, bulunacak kusur karşılığına, HUMK'nun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi de gözetilmek suretiyle hüküm kurmaktan ibarettir.
3-Kabule göre de; talep edilen, ilk peşin değerli gelirin fazla haklar saklı kalmak kaydı ile %25 karşılığı olup, talep ilk peşin değerli gelirin %70 kusur karşılığı içinde kaldığından, tamamının kabulüne karar vermek gerekirken , yazılı şekilde talep edilen miktara, davalının kabul edilen %70 kusur oranı uygulanmak suretiyle bulunan rakama hükmedilmiş olması da, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/7080, K. 2012/11103, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama