KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/7525 E., 2012/12373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 821-69
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ile, davalılardan S.S. ... Yapı Kooperatifi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu, ancak, maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle, iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Davaya konu somut olayda; sigortalı, inşaatın 5. katında sıva yaparken, kullandığı mastarın yakından geçen elektrik teline değmesi sonucu akıma kapılarak, 5. kattan zemine düşerek yaralanmıştır.
Hükme esas alınan inşaat, elektrik ve makine mühendisi bilirkişi heyetince hazırlanan 14.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda, işveren kooperatif %65, sözleşme ile sorumluluğu üstlenen usta ... %5, sigortalı %30 kusurlu bulunmuş, ...’nın fenni yeterliliği bulunan teknik kişi tanımına uymaması ve iş güvenliği konularında sorumlu olduğuna dair dosya içinde bulguya rastlanılmaması nedeni ile, Mimar ...’in ise, bina ve eklentilerinin projeye uygunluğu ile sorumlu olup, kooperatif yönetimince bizzat işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında görevlendirildiğine dair bulguya rastlanılmadığından, kusursuz oldukları bildirilmiştir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 4,7,13 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak belirtilen önlemleri alma, uygulama ve kontrol yükümlülüğünün işverene ait olması karşısında, öncelikle, iş kazasının vuku bulduğu işyerine ait tüm kayıtlar celp edilerek, davalı ...’nın işyerindeki sıfatı ve yetkileri belirlenerek, fenni yeterliliği bulunmasa dahi şantiye şefi sıfatı ile kazanın meydana geldiği işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasını sağlama yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek, işveren ile, ... arasındaki sözleşmenin kapsamı belirlenerek,
anılan kişinin işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınması yönünde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, davalıların sorumluluğunun belirlenmesi için İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, tarafların kusur oran ve aidiyeti irdelenecek biçimde rapor alınıp, irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekili ile, davalılardan S.S. ... Yapı Kooperatifi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, kararı temyiz etmeyen davalı ... yönünden davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/7525, K. 2012/12373, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama