KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8329 E., 2012/13269 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 642-90
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle oluşan kurum zararının 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davalı ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden dava atiye terk edildiğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davalı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir" düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10. maddesidir.
Somut olayda, 11.02.2000 tarihinde, davalılardan ...'a ait işyerinde tel çekme makinesi önünde çalışmakta olan kazalı ..., işyeri çalışanı olan dava dışı Romen uyruklu ...'nın şaltere basması sonucu sol kolunu makineye kaptırarak, olay nedeniyle % 65 malul olmuştur. İTÜ öğretim üyelerinden alınan 24.08.2010 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin % 50, davalı ...'ın % 15, dava dışı ...'nın % 15, kazalı ...'ün ise % 20 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yargılama aşamasında, davacı Kurum vekili, mahkemenin 30.12.2010 tarihli celsesinde, talebini genişleterek dava dışı ...'nın kusurunun da davalı ...'ın kusuruna eklenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı ...'ın 3. kişi konumunda yer aldığı belirtilerek, 506 sayılı Kanunun 10. maddesinin hakkında uygulanamayacağından bahisle, % 15 kusur karşılığına hükmedilmiş ise de, Kocaeli Ticaret Sicil Memurluğu'ndan alınan 28.04.2008 tarihli yazıda, davalı şirketin 25.12.2006 tarihindeki feshinden önceki en son temsil ve ilzama yetkilisinin, 03.05.2000 tarihinde süresiz olarak atanan, aynı zamanda tasfiye memuru olan ... olduğu belirtilmiş olup, öte yandan;
ceza dosyasında alınan beyanında, davalı ...'ın kazanın meydana geldiği işyerinin kendisine ait olduğunu beyan etmesi karşısında, işveren olduğu anlaşılan Ramazan'ın 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddelerine göre sorumlu olduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş, davalı ...'ın 506 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince % 100 kusursuz sorumluluğundan, Dairemizce benimsenen, Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddeleri gereğince kazalıya atfedilen % 20 kusurun % 50'sinden az olmamak üzere kusur indirimi yapılmak suretiyle, sorumluluğunun % 90 olduğu gözönünde bulundurularak, Kurumun rücu alacağını tespit etmekten ibarettir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8329, K. 2012/13269, 3 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama