KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8566 E., 2012/13266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 349-41
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma
Dava, trafik kazasında yaralanan sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 39. maddesince tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) İş davalarına bakmak üzere ilk defa 1950 yılında 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile bir özel mahkeme türü olan iş mahkemelerinin kurulduğu, ancak ayrı iş mahkemesi bulunmayan yerlerde, anılan Kanunun 1/3. maddesi gereği Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun bir Asliye Hukuk Mahkemesini görevlendireceği, bu mahkemenin iş davalarına, İş Mahkemesi sıfatıyla ve İş Mahkemeleri Kanunu'nda öngörülen yargılama usulüne göre bakacağı, bu anlamda ayrı özel mahkeme bulunmayan yerlerde davanın genel mahkemelerde, "özel mahkeme sıfatıyla bakıldığı belirtilmek suretiyle" görülmesi gerekmektedir.
Öte yandan; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesi hükmüne göre, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararlara karşı temyiz süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Eldeki dosyada, iş mahkemesi sıfatı dava dilekçesinde belirtilmekle beraber, mahkemece tensip zaptı da dahil olmak üzere duruşma tutanaklarının tamamında ve gerekçeli karar başlığında, davaya "İş Mahkemesi Sıfatıyla" bakıldığının belirtilmemiş olması ve temyiz süresinin de on beş gün olarak gösterilmiş olması isabetsiz ise de, bu durum sonuca etkili olmadığından, bozma sebebi yapılmamıştır.
2-) Davaya konu trafik kazası, 10.07.2006 tarihinde istihap haddini aşar şekilde yolcu bulunduran dava dışı ... yönetimindeki (davalı ... tarafından sigortalanan) otomobilin, ışık donanımları olmayan davalı sürücü ... yönetimindeki traktöre arkadan gece vakti çarpması sonucunda, dava dışı sürücü ...'ın ölmesi, ... yönetimindeki otomobilin içinde bulunan sigortalı ... ...'in de yaralanması şeklinde gerçekleşmiştir.
Davacı Kurum, 10.07.2006 tarihli trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan tedavi giderlerinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının davalılardan tahsili amacıyla, Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9685 takip nolu dosyası üzerinden, 3.952,84 TL asıl ve 757,64 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 4.710,48 TL üzerinden 03.12.2008 tarihinde icra takibi başlatmış, iş bu takibe davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, açılan iş bu itirazın iptali davasında.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 23.08.2010 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın % 75, ölen sürücü ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, mahkemece anılan bu rapor hükme esas alındığı halde, davalı sürücü ...'ın % 25 kusuruna, ölen sürücü ...'ın % 75 kusurunun da eklenmesi suretiyle (davalı ... ölen sürücü ...'ın halefi olup, onun kusuru oranında sorumluluğu bulunduğundan), davalıların Kurum zararından % 100 oranında sorumlu oldukları gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucunda, takibin asıl alacağın % 75'i üzerinden devamına karar verilmiş olması isabetsizdir.
3-) Kabule göre de; davalı Kurum harçtan muaf olduğundan, harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8566, K. 2012/13266, 3 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama