KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8708 E., 2012/13092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1173-134
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Davacı, yersiz ödenen aylıkların tahsili için yürütülen takibe itirazın iptali ile inkar tazminatı, karşı dava da ise; aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ile davalı(karşı davacının) yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanarak aylıkların faiziyle ödenmesine verilmesi istenmiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın ve karşılık davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davalı-sigortalıya 04.03.2005 tarihli tahsis talebine istinaden 01.04.2005 tairihinden itibaren, 01.03.1990-18.07.1997 tarihleri arasında zorunlu, 18.07.1997-04.03.2005 tarihleri arasında isteğe bağlı olmak üzere toplam 5403 prim günü üzerinden 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı, 01.03.1990 tarihli vergi kaydı başlangıcının, aylık bağlandıktan sonra, 18.03.1990 tarihine çekildiğinin tespiti üzerine,
aylık bağlanmasına esas alınan sigortalılık süresinin tahsis talep tarihi itibarıyla 14 yıl 11 ay 16 güne düşmesi nedeniyle aylığın iptal edilerek ödenen aylıkların ferileriyle tahsili için davalı aleyhine icra takibi yürütüldüğü anlaşılmakta ise de.
1479 sayılı Kanunun geçici 35. maddesi uyarınca aranan 5400 prim günü vergi kaydı başlangıcının geriye çekilmesi nedeniyle18.03.2005 tarihinde tahsis talep tarihinden sonra olsa da, aylığın bağlandığı 01.04.2005 tarihinden önce gerçekleştiği belirgin olmakla davacı Kurumun temyiz itirazlarının reddi ile itirazın reddi ile inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin Mahkeme hükmünün ONANMASINA,
Davalının (karşı davacının) temyiz itirazları yönünden ise; talebin yasal dayanağı olan 6100 sayılı HMK ‘nun cevap dilekçesini verme süresi başlıklı 127. maddesi “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır.
Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir.
Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhal bildirilir.”, karşı davanın açılması ve süresi başlıklı 133/1. maddesi;”Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.” Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmü ise; ”Süresinden sonra karşı dava açılması halinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.” Hükmünü amirdir(1080 sayılı HUMK’nun 197, 203 ve 208. maddeleri).
Somut olayda; Mahkemece, 07.04.2010 tarihli ilk celsede davalıya talebine istinaden cevap ve delillerini bildirmek üzere hangi tarihe kadar olduğu belirtilmeksizin süre verildiği, davalı tarafın aynı zamanda ikinci celse tarihi olan 21.07.2010 tarihinde cevapları ile birlikte harcını yatırarak karşı davasını açtığı, bu durumda; cevap süresinin ve dolayısıyla karşılık dava açma süresinin ikinci celseye kadar uzatıldığı ve karşılık davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile süresinde açılmadığı gerekçesiyle karşılık davanın reddine karar usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı (karşılık davacı) avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8708, K. 2012/13092, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama