KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8757 E., 2012/23541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 95-129
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Dava, yersiz ödenen aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5434 sayılı Kanun kapsamında 20.8.2003 tarihinden itibaren T.C. Emekli Sandığından aylık alan davacının, yaşlılık aylığı almakta iken mahkeme kararına istinaden yaş değişikliği yapılması sonucu emekli aylığının kesildiği ve davalı Kurum tarafından 01.12.2007- 01.08.2010 tarihleri arasındaki aylıkların yersiz alındığı alındığı, iddiası Kurum tarafından borç çıkarıldığı ve haksız Kurum işleminin iptali istediği ve, Mahkemece, davanın istemi gibi davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
5510 sayılı Yasanın 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 4. maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunmayanların borçlandığı, ihya ettiği hizmetleri ile birlikte bu Kanuna göre aylığa hak kazanmaları ve müracaat etmeleri halinde, bu maddeye göre borçlandığı ve ihya ettiği hizmetlerine ait paranın ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren kendilerine bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanarak aylık bağlanır.
Hak sahipleri hakkında bu fıkra hükmü uygulanmak suretiyle aylığa hak kazandıklarında hesaplanan aylıkları, bu Kanunun 32'nci, 34'üncü ve 37'nci maddelerine göre ödenir. Ancak bu süreler emeklilik ikramiyesinde nazara alınmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı, 5434 sayılı Kanun kapsamında 20.8.2003 tarihinden itibaren TC. Emekli Sandığından yaşlılık aylığı almakta iken mahkeme kararına istinaden yaş değişikliği yapılması sonucu emekli aylığının kesildiği ve davalı Kurum tarafından 01.12.2007- 01.08.2010 tarihleri arasındaki aylıkların yersiz alındığı alındığı iddiasıyla kurum işleminin iptalini istemiş olup; davacının, 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olarak çalışmaya başlamış olması nedeniyle, davanın idari yargı yerinde açılması gerektiği gözetilerek “yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dinlenmesi mümkün bulunmayan dava dilekçesinin reddine” karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8757, K. 2012/23541, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama