KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/886 E., 2012/12697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 197-334
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma
Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı işveren konumundaki ... Ahşap San. Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında sigorta prim borcu nedeniyle davacı Kurum tarafından ödeme emirleri düzenlenip tebliğ edildikten sonra 06.10.2004 günü haciz bildirisi hazırlanarak Erbaa Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gönderildiği, sonrasında Kurumca 361 ada, 26 parsel sayılı taşınmaz hakkında bilgi istenilmesi üzerine, anılan Müdürlük tarafından düzenlenen 31.08.2006 tarihli yazıda, haciz (13.10.2004) günü itibarıyla davalı ... Ahşap San.
Dış Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı söz konusu taşınmazın 23.09.2005 tarihinde davalı ... Orman Ürünleri Mobilya Gıda Tarım Hayvancılık No İç ve Dış Ltd.
Şti.’ne satıldığının, bilgisayar kayıtlarında görünmediğinden haciz şerhinin ilgili sicile işlenmediğinin bildirildiği belirgin olup, anılan satış işleminin iptaline yönelik olarak Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada verilen red kararının temyiz denetimini yerine getiren Yargıtay (17.) Hukuk Dairesi’nce, söz konusu davada iş mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve düşüncesiyle kararın bozulduğu,
bozma ilamına uyulup görevsizlik kararı verilmesi ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dosyası kendisine gönderilen Tokat İş Mahkemesi tarafından işin esasına girilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı niteliğindeki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “İptal Davası Açılması” başlığını taşıyan 24’üncü maddesinde, kamu borçlusunun bu Kanunun 27, 28, 29 ve 30’uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve işlemlerinin iptali için genel mahkemelerde dava açılacağı ve bu davalara diğer işlere öncelikle genel hükümlere göre bakılacağı, 25’inci maddesinde, iptalin, borçlu ile hukuki işlemde bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçılarına ve kötü niyet sahibi diğer üçüncü kişilere karşı isteneceği, 26’ncı maddesinde, 27, 28,
29 ve 30’uncu maddelerde sözü geçen tasarrufların gerçekleştiği tarihten beş yıl geçtikten sonra söz konusu maddelere dayanılarak dava açılamayacağı belirtilmiş, 27’nci maddesinde, ivazsız tasarrufların hükümsüzlüğü yönünde düzenleme yapılmış, 28’inci maddesinde, 27’nci maddenin uygulanması bakımından hangi tasarrufların bağışlama hükmünde olduğu açıklanmış, 29’uncu maddesinde hükümsüz sayılan diğer tasarruflar sıralanmış, “Amme Alacağının Tahsiline İmkan Bırakmamak Maksadıyla Yapılan Tasarruflar” başlıklı 30’uncu maddesinde,
borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde kamu alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı işlemlerle borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan tüm işlemlerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu bildirilmiş, “Üçüncü Şahısların Hakları ve Mecburiyetleri” başlığını taşıyan 31’inci maddesinde, 27, 28, 29 ve 30’uncu maddelerde sözü edilen tasarruf ve işlemlerden faydalananların elde ettiklerini, elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini vermeye bu Kanun hükümleri dairesinde zorunlu oldukları,
bunların karşılık olarak verdikleri şeyden dolayı alacaklı kamu idaresinden bir istemde bulunamayacakları öngörülmüştür.
Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25’inci maddesinde, Yargıtay tarafından verilen merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek anılan Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 23’üncü maddesinde de aynı hüküm benimsenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın 6183 sayılı Kanunun 24 – 31. maddelerinin uygulanmasından kaynaklandığı, görevli yargı yerinin genel mahkemeler olduğu belirgin bulunmasına karşın, Yargıtay (17.) Hukuk Dairesi’nin anılan bozma ilamı ile 1086 ve 6100 sayılı Kanunların ilgili hükümleri karşısında, iş mahkemesi tarafından davanın görülmesi gerekli ve yerindedir.
Şu durumda, 6183 sayılı Kanunun 30’uncu madde hükmü kapsamında yöntemince irdeleme yapılarak tüm kanıtlar toplandıktan sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet hakkı kazananın bu kazanımının korunacağı ve davalı ... Orman Ürünleri Mobilya Gıda Tarım Hayvancılık No İç ve Dış Ltd.
Şti.’nin kötü niyetinin kanıtlanamadığı yönündeki yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/886, K. 2012/12697, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama