KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8947 E., 2012/12280 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 140-192
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Dava, davacının davalılardan işverene ait işyerinde 06.10.2008-17.04.2009 tarihleri arasında çalıştığı halde Kuruma noksan bildirilen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Belirtilen ilkeler ışığında, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; sigortalı özlük dosyasının, işe giriş bildirgesi örneklerini de içerir haliyle celbiyle, birden fazla imzalı işe giriş bildirgesinin mevcudiyeti halinde gerekçelerinin araştırılması; tespite konu çalışmalara ilişkin olarak işveren tarafından dosyaya sunulan ücret tediye bordroları dışında herhangi bir belge mevcut ise dosyaya katılarak,
işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, yazılı belgelerin aksinin eşdeğerde delillerle kanıtlanması gereği üzerinde durularak, kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı yönü gereğince yeterince araştırılmalı;
yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işyeri kayıtlarında adı bulunan kişilerin somut bilgi ve görgülerine başvurularak, yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılıp, uyuşmazlık konusu yönler, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; tüm kanıtlar değerlendirilerek karar verilmelidir.
Mahkemece, davanın kamu düzenini ilgilendirdiği ve re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği yönleri göz önünde bulundurulmaksızın davalı asilin dosyadaki adına atfen imzalı belgelerden hangilerindeki imzaların kendisine ait olduğunu bildirmesi için verilen kesin süreye riayet etmediği gerekçesi ile eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8947, K. 2012/12280, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama