KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9210 E., 2012/22063 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 842-260
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dava. 08.10.2008 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı ...’na bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal güvenlik yardımların işverenlerden rücuan tahsili istemine ilişkin olup; davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanundur.
Anılan Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı ile Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21’inci maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.
Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı...” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar (tavan) hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
2- Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde “alt işveren” olarak, mevzuat, öğreti ve içtihatlarda ise aracı, taşeron, tali işveren, alt müteahhit ve alt ısmarlanan gibi adlarla anılan üçüncü kişi, aynı maddede; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan madde hükmüne göre; “sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur.”
Davacı Kurum, zararlandırıcı sigorta olayından kaynaklanan sosyal sigorta yardımlarını “asıl işveren” sıfatıyla davalı ...’ndan, alt işveren sıfatıyla davalı ... Gıda Hayvancılık Tur. İnş. Mad. Tem. Güv. Danış. Hizm. San. ve Tic. AŞ.’den rücuan tahsilini istemiştir. Mahkemece davalılar arasında alt işverenlik ilişkisi bulunduğu kabulü ile istem hüküm altına alınmış ise de; bu hususta yapılmış herhangi bir araştırma bulunmamaktadır.
Bu nedenle; davalılar arasında yapılan alt işverenlik sözleşmesi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözleşme hükümlerine göre taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenmeli, davalı şirketin işin tamamını anahtar teslimi suretiyle alıp almadığı tespit edilmeli, davalı Belediyenin bu işte kendisinin de işçi çalıştırıp çalıştırmadığı ve davalı şirketin işin bir bölümünde iş alıp almadığı üzerinde durulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular saptandıktan sonra varılacak sonuca göre olayda tarafların kusuru bilirkişilere tespit ettirilmelidir.
Mahkemece; yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9210, K. 2012/22063, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama