KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9412 E., 2012/17897 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 150-159
Karar Metni
655 kelime·3 dk okuma
Dava, iş kazası sorucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 10, 26 ve 87. maddeleri gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalı ...’ın temyiz talebi incelendiğinde.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
506 sayılı Kanunun 26/2 maddesinde, 3. kişinin rücu alacağından sorumluluğu düzenlenmiş olup, 3. kişi ancak kasdi veya kusurunun varlığı halinde sorumludur. Bir başka ifade ile 3. kişi sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumludur.
Somut olayda, Mahkemece hükme dayanak alınan kusur raporunda zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalılardan ... İnş. Koll. Şti. %30, bu şirketin vekili davalı ... %10, davalı ... %20, yine, davalı ... %20, kazalı %20 kusurlu bulunmuş, Kooperatifin ise, kendi kusuru yoksa da, birlikte işçi çalıştıran olarak kusurlu olduğu kanaatine varılarak, ilk peşin değerli gelirin ve yapılan ödeme ve masrafların tamamına hükmedilmiştir.
Davalı ..., zararlandırıcı sigorta olayının oluşunda %20 kusurlu bulunup, dava teselsül hükümleri gözetilerek açılmış olduğuna göre, %80 kusur oranı üzerinden hüküm kurulması gerekirken, %100 kusur üzerinden hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
2-Davacı Kurumun temyizine gelince; dava teselsül hükümleri gözetilerek açılmış olup, asıl alacak hakkında teselsüle göre karar verildiği halde; yargılama gideri, vekalet ücreti ve harca hükmedilmesinde bu hususun gözetilmemesi, vekalet ücretinin de birden fazla davalı olup, tümünün aleyhine hüküm kurulduğu halde, tek davalı varmış gibi ifade edilerek yazılması isabetsizdir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, temyiz eden davalının sıfatına göre ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9412, K. 2012/17897, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama