KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9521 E., 2012/16484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 377-196
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının, ilk rücu davasında, hüküm altına alınan kısım düşüldükten sonra, bakiyesinin davalılardan teselsülen tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26 maddesi, iş kazasının oluşumuna işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına aykırı eylemiyle etkide bulunan işveren ve 3. kişilerin kusur sorumluluğunu düzenlemekte olup, davalılardan AŞ tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin mahkemece reddedildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edebilme özelliğini” ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünden, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ve inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölüme ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamında gelir.
Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kısım için zamanaşımını kesmez. Zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir.Islah halinde de, ıslah edilen miktar için zamanaşımı ıslah tarihi itibariyle kesilecektir.Yargılama aşamasında, davalılardan ... vekillinin, ıslah edilen miktar için süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sigortalı ile, işveren arasındaki hukuki ilişki hizmet sözleşmesine dayandığından sigortalının halefi durumundaki Kurum ile işveren arasındaki rücu davalarında zamanaşımı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıldır. Zamanaşımının başlangıcı ise, olay tarihi değil, peşin değerli gelirler yönünden Kurumca bağlanan gelirlerin onay tarihi, harcama ve ödemeler yönünden ise, sarf ve tediye tarihidir.
Yapılacak değerlendirmede, zamanaşımı def’inin borcu ortadan kaldırmayıp bunu ileri sürene borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi verdiği, teselsül hükümlerine dayalı olarak açılmış olan davada borçluların her birinin borcun tamamından tek başına sorumlu olduğu, bu nedenle de, zamanaşımı def’inin, ancak, bunu ileri süren müteselsil borçlu hakkında hüküm doğuracağı gözetilmelidir.
Öte yandan, bakiye rücu alacağı belirlenirken, her bir hak sahibine bağlanan gelir yönünden, ilk rücu da hangi oranda rücu alacağının tahsiline karar verildiği tespit edilmeli, eldeki davada bakiye kusur karşılığına hükmedilmelidir.Ayrıca, hak sahiplerinden erkek çocuğun 18 yaşını ikmali ile gelirden çıktığı anlaşıldığından, bu hak sahibi yönünden, ilk peşin değer ile, fiili ödeme miktarları karşılaştırılmalı ve düşük olanın bakiye kusur karşılığına hükmedilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalılardan...Koza İnş. San. Tic. A.Ş. avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9521, K. 2012/16484, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama