KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9690 E., 2012/17385 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 2008/659-2011/79
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi eşine bağlanan ölüm geliri nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı işveren şirkete ait işyerinde şoför olarak hizmet akdine dayanılarak çalıştırılan sigortalının ticari taşıt kullanma ve yeterli nitelikte sürücü belgesinin bulunduğu, işyerinden yüklenen dolu su damacanalarının sevkiyatı için davalıya ait araçla yalnız olarak yola çıkan sigortalının direksiyon hakimiyetini yitirmesiyle aracın bariyerlere çarpıp devrilmesi sonucu trafik - iş kazasının gerçekleştiği, kaza üzerine davalı Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nca yapılan soruşturma sonunda hazırlanan 28.09.2007 tarihli raporda,
işverenin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi bakımından kusurunun belirlenmediğine ilişkin görüş ve açıklamaya yer verildiği, araçta herhangi bir teknik arızanın bulunmadığı belirgin olup, mahkemece yapılan yargılamada düzenlenen, kazanın gerçekleşmesinde davalıya %40, sigortalıya %60 oranında kusur yükleyen bilirkişi raporuna dayanılarak istem aynen kabul edilip gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin %40’ı hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Taşıt kullanma sürelerine uyma zorunluluğu” başlığını taşıyan 49. maddesinde, ticari amaçla yük ve yolcu taşıyan motorlu taşıt sürücülerinin, taşıt kullanma sürelerine aykırı olarak taşıt kullanması ve bunlara taşıt kullandırılmasının yasak olduğu, taşıt kullanma süreleri ile ticari amaçla yük ve yolcu taşıyan motorlu taşıtları kullanacakların denetimi ve süre dışı kullanmaya devamı önleyici tedbirlerle ilgili uygulanacak esas ve usullerin yönetmelikte belirtildiği açıklanmıştır.
2918 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ise araç kullanma ve dinlenme sürelerine uyma zorunluluğu ve denetleme esaslarında uyulacak yöntemlerin gösterildiği 98. maddesinde, ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri ile ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin 24 saatlik
herhangi bir süre içinde; toplam olarak 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmelerinin yasak olduğu, bu şoförlerin en fazla 6 günlük araç kullanma süresinden sonra 1 günlük hafta tatilini kullanmak zorunda oldukları, hafta tatilinin en az 24 saat olduğu, bu şoförlerin sürekli 4,5 saatlik araç kullanma süresi sonunda, eğer istirahata çekilmiyor ise en az 45 dakika mola almalarının zorunlu olduğu,
bu molaların sürekli 4,5 saatlik araç kullanma süreleri içerisinde en az 15 dakikalık molalar şeklinde de kullanılabileceği, alınan molaların günlük dinlenme süresi olarak sayılmayacağı, şoförlerin her 24 saat içerisinde 11 saat kesintisiz dinlenecekleri, bu sürenin, biri en az 8 saat kesintisiz olmak üzere iki veya üç ayrı süre halinde kullanılabileceği ve bu durumda günlük dinlenme süresinin 1 saat daha eklenerek 12 saate çıkartılacağı, 11 saatlik kesintisiz günlük dinlenme süresinin haftada 3 defadan fazla olmamak üzere en az 9 saate indirilebileceği belirtilmiş, anılan maddede ayrıca, yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenlerinin;
otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamalarının, araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, işyeri yoksa araçlarında saklamalarının, yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almalarının, şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda,
bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmalarının zorunlu olduğu, taşıt şoförlerinin ise.
Mesleki Yeterlilik Belgesi alarak araç sürmelerinin, zorunlu olduğu halde takoğrafı bulunmayan veya takoğrafları işler durumda olmayan taşıtları trafiğe çıkarmamalarının, araçlara ait takoğraf kayıtlarını kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarında saklamalarının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yukarıdaki düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde; 506 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun, 2918 sayılı Kanun, Karayolları Trafik Yönetmeliği, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve diğer yasal mevzuat hükümleri kapsamında yeniden yöntemince, davalı ve diğer ilgililerin kusur durumlarını irdeleyen rapor düzenlenmeli, sigortalının araç kullanma ve dinlenme süreleri dikkate alınarak kendisine davalı işverence taşıt kullanma sürelerine aykırı olarak taşıt kullandırılıp kullandırılmadığı açıklıkla belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, doyurucu gerekçeden yoksun ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9690, K. 2012/17385, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama