KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9748 E., 2012/15203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 6-217
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
Davacı, davalı ... muhtarları Derneği bünyesinde 01.10.2007-18.12.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu tarihler arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davacının, davalıya ait işyerinde 01/01/2008-10/01/2008 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 300,00 TL ücret ile 10 gün çalıştığının ve bu çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı, davalı dernek avukatı ve davalı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79. maddesine 25.08.1999 tarih, 4447 sayılı yasayla eklenen “Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.” düzenlemesi uyarınca, anılan tarih sonrasına ilişkin eksik bildirimlerin dayanağı belgelerin Kuruma ibraz edilip edilmediği de incelenip, aksine durumda Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği yönü araştırılmalıdır,
Yukarıdaki ilkeler ışığında, dava dosyasına konu olayda, davacının çalışmalarının geçtiği davalı derneğe ait büro işyerinin, 01.05.2008 tarihinde kanun kapsamına alınması ve buna parelel olacak şekilde davacının hizmet bildirimlerinin yapılması dikkate alınarak, davacının, Kuruma bildirilmeyen süresinin davalı dernek karar defteri içeriğinde yer alan yardım parası da dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için; Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davalı derneğe ait büronun haftanın belirli günlerinde kapalı olup olmadığı, davalı savunmasına göre büroda davacı dışında çalışan olup olmadığı, davacının sekreter olarak çalıştığını iddia etmesi karşısında davacı tarafından dernek ile ilgili yazışmalarının veya dernek adına yaptığı işlemlerin olup olmadığı hususlar araştırılmalı, yine davacının davalı işyerinin kanun kapsamına alınış tarihinden öncesine ilişkin çalışma iddiası karşısında, Mahkemece, davalı derneğe, İl Özel İdaresi tarafından oda tahsisinin 04.06.2007 tarihinde yapıldığı hususu da, gözetilerek,
davacının talebindeki 01.10.2007 tarihinden itibaren bu işyerinde davacı dışında kimselerin çalıştırılıp çalıştırılmadığı, hizmet bildirimlerinin başladığı 01.05.2008 tarihinden sonra da davacının eksik bildirimine ilişkin belgelerinin ve nedenlerinin Kurumdan sorulması, davalının başka bir işyerinin bulunup bulunmadığı, var ise, bunların kapsam tarihi ve vergi kayıtları ve davacının burada geçen çalışmalarının olup olmadığı muhtasar beyannameler ve yoklama tutanaklarının olup olmadığı araştırılmalı, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan;
puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile,
aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve Kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9748, K. 2012/15203, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama