KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9896 E., 2012/14419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1240-43
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalı ...’ nın işlettiği...Çocuk Bakımevinde temizlik işlerinde 01.02.2003-16.09.2008 tarihleri arasında, hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne; “davacının davalıya ait 1143... sicil numaralı işyerinde 01.02.2003-16.09.2008 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Davacının, davalıya ait işletmenin yasa kapsamına alındığı 01.02.2008 tarihinden önce de çalıştığı iddiası karşısında Mahkemece, davalı işletmenin hangi tarihten itibaren faal olduğu ve kaç kişinin çalıştırıldığı ve bu tarihten önce davalı işletme sahibi ... ...’ nın adına Kayıtlı veya ortağı olduğu başka işyerinin ve davacının burada çalışmalarının olup olmadığı, var ise bunların kapsam tarihi ve vergi kayıtları hususunda gerekli araştırma yapılmamıştır.
Ayrıca davacının çalıştığını iddia ettiği Bakımevinin sadece kapsama alınış tarihi veya vergi kaydı ile yetinmeksizin İl Milli Eğitim Müdürlüğü veya gerekirse Milli Eğitim Bakanlığından davalıya ait işyerinin hangi tarihte kurulduğu hususunda kuruluş belgeleri temin edilmeksizin salt tanık beyanları ile hüküm kurulmuş, dinlenen bordolu tanıkların da davalıya ait işyerinde hangi sürelerde çalıştığı, beyanlarının güvenilirliği araştırılmamış ve beyanları arasındaki çelişki mahkemece giderilmemiş, bu şekildeki beyanlar mahkemece hükme esas alınmıştır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle davalıya ait işletmenin açılış tarihini belirlemek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğünden veya Milli Eğitim Bakanlığından davalıya ait işletmenin ruhsat ve kuruluş kayıtlarının temini, davacının ne şekilde ücretini aldığı sorularak ücrete ilişkin varsa banka hesap kayıtları işveren nezdindeki ücret ödeme makbuzları, vizite belgeleri ve puantaj kayıtları dâhil tüm belgeler getirtilmeli;
işbu belgelerden davacının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacının hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde davacı ile birlikte çalıştığı kayden anlaşılan kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
yargılama aşamasında dinlenen ve hükme esas alınan tanık anlatımının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği ile davacıyla akrabalık ilişkisi nazara alınmalı, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9896, K. 2012/14419, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama